Anasayfa | Yazarlar | Berzan Botî | ORTADOĞUDA İŞLE(ME)YEN MANTIK

ORTADOĞUDA İŞLE(ME)YEN MANTIK

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font

Aristoteles'in ‚Organon' adını verdiği ve doğru düşünmenin aleti anlamını yüklediği klasik mantık, (diyalektik mantıkla aşılmasına karşın) Ortadoğu kaosunda yeniden canlanmış görünüyor.

 özdeşlik-çelişmezlik ve üçüncü halin olanaksızlığıyla özetlenebilecek klasik mantık'ın en önemli özelliği, biçimsel açıdan doğru bir yol izlemesidir. İçeriğin önemli olmadığı klasik mantıkta öncüller (doğru veya yanlış olabilir) sonuçla çelişmiyorsa problem yok demektir.

Kaos'un egemen olduğu Ortadoğuda, Kürt halkı hangi mantığa göre hareket edebilir? Saldırganlığı, sömürüyü, başka halkların esaretini benimsemeyen Kürtler, karmaşık düşüncelere-duygulara rağmen, kayıtsızlık dışında bir seçim yapmak zorunda kalmış görünüyor.

 Emperyalizme karşı yerel halklarla işbirliği, teorik olarak en doğru seçenek gibi görünse de, realite ve tarihsel deneyimler bunun en kötü seçenek olduğunu gösteriyor. çünkü, yerel halklarla (daha doğrusu, yerel halklar yerine yerel gerici-faşist güçler demek gerekiyor) yapılmış her türlü işbirliği Kürt halkı açısından trajediyle sonlanmıştır.

Bir yandan emperyalist devletler, öte yandan yerel sömürgeci devletler. çıkarları gereği dahi olsa emperyalistlerin tutumu, Kürtler açısından özgürleştirici bir özelliğe sahipken, yerel gerici güçlerin tutumu Kürtleri yok etmeye yöneliktir.

 Jeopolitik durum, mevcut çelişkide tarafsız davranma şansını Kürtlere vermiyor. çünkü, tarafsız kalacak veya her ikisine birden tavır alacak koşullara sahip değil Kürtler. Hiç kimse, hiçbir görüş adına Kürtlerin emperyalistlerle işbirliğini eleştirme hakkına sahip değildir.

 SOLun faşizmle kol kola gezdiği bir ortamda, marksizme sığınarak Kürtleri eleştirmek, samimi bir yaklaşım olmaz. Kürt Marksistler olarak şunu söyleyebiliriz: Marksizmin en temel ilkesi, (hem bireysel hem de toplumsal açıdan) bulunulan durumdan daha iyi, daha özgürleştirici bir duruma geçiliyorsa bu ilericiliktir. Bu gün için emperyalistlerle birlikte hareket etmenin Kürt halkı açısından daha özgürleştirici olduğu yadsınamaz.

Ayrıca, başka halkları egemenliği altına alma, sömürme ya da katletme (dört sömürgeci devletin yaptığı gibi) hesabı içinde olmayan Kürtler, her halkın sahip olduğu en temel insani varoluş koşulları için çabalamaktadır.Bazen çarpıcı bir örnek çok şeyi açıklıyor; bu örneklerden biri de, Kürt gençleri Filistin'in bağımsızlığı için İsrail'e karşı savaşırken, Filistinli militanlar da saddam'ın emrinde Kürt halkının katledilmesinde rol oynuyorlardı.

Her türlü mantığın açıklamada yetersiz kaldığı Ortadoğu karmaşasında, sadece biçimsel açıdan bir şeyler söylenebilir. çünkü, (özellikle Kürtler açısından) öncüller yanlış olarak belirlenmiş, sonuç öncülleri doğrulasa da çelişse de, hangisinin doğru olduğu tartışmalıdır. Sonuçta Kürt halkı açısından zor, zor olduğu kadar da gerekli bir seçim söz konusu..

 Zor bir seçimle karşı karşıya olan bir diğer kesimse, Türkiye devletidir şüphesiz.Güçlünün yanında yer alıp ganimetten pay almayı ilke edinen Türkiye, ya Kürtlerle aynı yönde bir seçim yapacak ( bu durumda bağımsızlığa doğru yol alan Kürdistanı tanımak zorunda) ya da, diğer sömürgeci güçlerle işbirliği yapacak( bu durumda da en büyük korkuları, yenilgi halinde dört parçanın da bağımsızlaşarak birleşmesidir).

 Türkiyenin geçmiş pratiği dikkate alındığında, emperyalistlerle birlikte hareket edeceği, buna karşın Kürtlerin aleyhinde bazı taleplerde bulunacağı güçlü bir ihtimal gibi görünüyor. Yine de kesin bir şey söylemek olanaksız görünüyor. çünkü söz konusu olan Ortadoğudur. 

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

Puanlama
0