Anasayfa | Yazarlar | Berzan Botî | GÜNTER GRASS

GÜNTER GRASS

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font

BİR İNSAN
17’SİNDE BİR HATA
OMUZLARDA TAŞINAN BİR YÜK
YILLARCA SÜREN BİR HESAPLAŞMA

OMUZLAR GÜÇSÜZLEŞTİKÇE AĞIRLAŞAN YÜK
YÜK’TEN KURTULMA ZAMANI
İKİLİKTEN KURTULMA
TEK OLMA
KENDİSİ OLMA
ÖZGÜR OLMA
ÇIRILÇIPLAK VE YALIN
DIŞARDAN:
--BİRİ:ÖVELİM
--ÖBÜRÜ:DÖVELİM

--BİRİ:SEVELİM
--ÖBÜRÜ:SÖVELİM
GRASS:AKIL VE DUYGUNUN KISKACINDA BİR İTİRAF


Bir insana yapılabilecek en büyük haksızlık, bireysel ve toplumsal tarihinden soyutlanarak değerlendirilmesidir belki de. İnsanlaşma serüvenimiz başladığından beri, yani doğal varlıktan- akıl sahibi varlığa adım attığımız günden bu güne kadar, birikmiş bazı ortak malzemeleri beynimizde taşıyoruz.Türdeşlerimizin uzun zaman deneyleyerek ve ağır bedeller ödeyerek elde edebildikleri, bizimse hazır bulduğumuz bu ortaklıktan yararlanıp, yaşamımızı daha güzel kılabileceğimiz gibi, o malzemenin altında kalarak, bireyselliğimizi, tekliğimizi, yalınlığımızı, kişiliğimizi ve özgürlüğümüzü tutsak da edebiliriz.

Düşünce tarihinde, insanı parçalara ayıran, onu kendisiyle çatıştıran, somut bütünlüğünü ortadan kaldıran anlayışlara sıkça rastlanır. Bu anlayışlara dayanak olan düşüncenin en etkili temsilcisi ise, Platon’dur şüphesiz. İnsan ile siyasal düzen arasında paralellik kuran Platon, toplumdaki üç katmana karşılık olacak şekilde insanı da üçe ayırır: 1- Bilen, hesaplayan yan, akıl
2- Arzulayan yan, itkiler-tutkular
3- Bu ikisi arasında dengeyi sağlayan irade.

İnsanın bilen, hesaplayan, akıl yanına karşılık olarak, toplumda yöneticiler gelir. Bu yöneticiler, soyutlama yapabilen, felsefe eğitimi görmüş, bilgi sahibidirler; çünkü akıl verirler ve toplumu yönetecek ilkeleri belirlerler. İnsanın irade yanına karşılık olarak da, toplum bekçileri (askerler) gelir. Bunların görevi, aklın (yöneticilerin) emirlerini uygulamak, toplumu dış tehditlere karşı korumaktır. İnsanın isteyen, arzulayan (itkiler-tutkular) yanına karşılık ise, üretici-emekçi kesim gelir.

 İdeal bir devlet anlayışından hareket eden Platon, yönetici ve bekçilerin bu ideal devletteki rollerini önemserken, üreticileri alabildiğine aşağılıyor:“ Böylece yetişen, gerçekten eğitilen, işlerini bilen, gören bu iki yan, içimizde en çok yer tutan, doymak bilmeyen isteklere kumanda ederler. Bu istekler beden hazlarına dalarak dal budak salmasın, güçlenmesin; kendi işini görecek yerde başkalarına kumanda etmeye kalkmasın diye onlara göz kulak olurlar; çünkü isteklerde başa geçme yetkisi yoktur. Geçerlerse bütün hayatın düzenini alt üst ederler.” ( Platon)1

Adaletin sağlanabilmesi için nasıl ki toplumdaki katmanlar üzerlerine düşeni yapmak zorunda iseler, insanın farklı yanları da üzerlerine düşeni yapmak zorundadır. Üreticiler yalnızca çalışacak-üretecek, sorgulamadan ve kendisini yönetmeye kalkışmadan; sadece aklın ( yönetici sınıfın) isteklerini yerine getirecek. Aynı şey insan için de geçerlidir; insan, duygularını isteklerini ciddiye almadan, sadece aklın söz sahibi olduğu bir varlık halini alacak. Yani, başkaldıran, kendisi olmak isteyen, kul olmayı ret eden asi yanı törpülenecek.

 Yaklaşık 2400 yıl önce dile getirilen bu düşüncelerin bize yabancı olmaması, biraz inceltilmiş bir halde egemen bir düşünce olarak varlığını sürdürmesindendir. Yaşadığımız coğrafyada, Platon’un, yöneticiler tarafından bu kadar önemsenmesi ve yüceltilmesi bu nedenle anlaşılırdır.

Platon’un “ İdeal Devlet” inde olduğu gibi, her dönemde geçerli olan bir akıl var; bu akıl da, yönetenlerin aklıdır. Söylendiği gibi, çatışma, bireysel duygu ve akıl arasında değil, birey ile geçerli akıl arasındadır.

 Özgürleşme, geçerli akla başkaldırıyla olanaklı olabilir ancak. Geçerli akla karşı çıkış, bireyde bütünlüğü sağlayarak, duygu-akıl uzlaşmasını da beraberinde getirir. Böylece geçerli olan aklın egemenliğinden kurtulan insan, kendisi olur, birey olur, somut bir bütünlük oluşturur, iç barışını sağlayarak özgürce düşünebilir. Geçerli akla, dolayısıyla aynılaşmaya karşı rahatsızlıkların örgütlü yapılara dönüşmesi, birey olma yolunda olumlu bir aşama olarak görülür. Ancak, bu yapıların aynılaşmayı farklı bir biçimde sürdürmeleri, bireyi ikili bir kıskaca sokmakla kalmaz, geçerli aklın egemenliğini de daha çok pekiştirir.

 Bu koşullarda bireyin kendisi olabilmesi sanıldığından da zordur; zoru başaranların bazı eksiklikleri olsa da, hoş görülebilmelidir. Grass’ın neden bu kadar beklediği sorulabilir. Ama yaşanan sürecin zorluğu dikkate alındığında, verilecek cevabın o kadar da önemli olmadığı görülür. Grass türü itiraflar, tüm savunma araçlarının bir kenara bırakılması, gelebilecek tüm olumsuz eleştirilere karşı dimdik ve kımıldamadan yerinde durmayı gerektirir. Anlamaya çalışacak kadar yapıcı olamıyorsak, oklarımızı yöneltecek kadar acımazsız da olmamalıyız.

GÜNTER GRAAS, geçerli akla başkaldırdı diye eleştiriye maruz kalırsa, sırada bekleyen bir çok insanın cesareti kırılarak, dolaylı da olsa, geçerli akla hizmet etmiş olunmaz mı? Bu başkaldırının çok da kolay olmadığı dikkate alınarak, hem Graas’ı anlamaya hem de benzer durumdaki insanları ( kendimizi de katarak) cesaretlendirmeye çalışmak, özgür bireylerin ortaya çıkmasına katkı sağlamaz mı? 



1) PLATON 1995 DEVLET,REMZİ KİTAPEVİ (ÇEV S.EYÜPOĞLU, M ALİ CİMCOZ

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin
Puanlama
0