SAYIN ZİLAN ÇİZGİSİNDE TUTARLIDIR, AMA...
Lübnan’da yaşananların vahşet olduğu, İsrail’in insanlık suçu işlediği, Emperyalistlerin israil’i cesaretlendirdiği gerçeğini görmemek ve bundan rahatsızlık duymamak için insanlıktan çıkmış olmak gerekiyor.
Kürt devrimcileri geçmişte, Filistin mücadelesini en az Kürdistan kurtuluş mücadelesi kadar önemsemişlerdir. (Protestolar, dayanışma geceleri, hatta İsrail’e karşı Filistinlilerin yanında savaşmak bu önemsemenin göstergeleridir) Her ne kadar Filistinli militanlar Saddam’ın emrinde Kürtleri katletmişlerse de, Filistinin haklı mücadelesine karşı Kürt devrimcileri şu ana kadar olumsuz bir tavır almamışlardır.
İslam ülkelerinin ilkesel olarak anti Emperyalistlikleri hiç olmamıştır, Saddamı besleyenlerde onlardı, sömürü ve talandan daha çok pay alma isteği onları karşı karşıya getirmişti. Aynı şekilde “anti-Emperyalistliğiyle” ün salmış İran, şeriat devrimi projesini, Humeyni vasıtasıyla Fransa’da şekillendirmiştir. Biraz hafızalarımızı zorlarsak, Irak-İran savaşında İran, dolaylı olarak Amerika ve israil’den, direkt olarak ta Güney Kore’den silah yardımı almıştır.
Bu gerçekler göz ardı edilmediğinde soruna daha sağlıklı yaklaşabiliriz. Sayın Zilan, BU COĞRAFYANIN BİR FERDİ VE TOPLUM OLARAK SÜRECE MÜSPET ANLAMDA KATKI YAPMAMIZ GEREKTİĞİNİ söylüyor. Haklıdır, ama nasıl? İsral’i protesto ederken Saddam posterlerini taşıyarak, DAYAN SENİNLEYİZ anlayışındaki dinci faşistlerle birlikte yürüyerek mi? Azınlıklar raporunu herkesin gözü önünde yırtarak, Kürtlere karşı kinlerini kusan Kamu-sen’li faşistlerle mi?
Cumhuriyet tarihi boyunca Kürt halkına karşı (bu vahşet İsrail’in, Filistin ve Lübnan’a karşı uyguladığından az değildir) vahşet uygulayan ve bu günlerde tekrar saldırgan projeler üreten Türk ordusuyla aynı saflarda yer alarak mı? Dünya sorunlarında “sosyalist” olan, ama Kürtler söz konusu olduğunda faşistleşen Türk solcularıyla kol kola mı? Evet bir şeyler yapmalı, ama somut bir şeyler yapabilmemizin önünü kesenlerle hesaplaşmadan olanaklı görünmüyor.
Sayın Zilan, “Afganistan, Irak, İran,Lübnan, Filistin ve en önemlisi de Çeçenya’da “ olup bitenlere bakılarak Hiristiyanlık ve Yahudiliğin barış din’i söylemlerine gönderme yapıyor.( haksızlık yapmayayım,Vietnamı da katmış bu ülkelere, Belki de Vietnam ilinti ve gereksiz olduğu için önce göremedim)
Din’ler kendi içinde kapalıyken olumlu ya da olumsuz bir anlam yüklenemez, çünkü olgulara dayalı değiller ve birer inançtırlar. Ancak toplumsal sorunlarla ilişkilerinde Din’ler iyi-kötü, barışçıl-savaşçıl, özgürleştirici-köleleştirici olabiliyorlar.
Yaşanan işgalleri,katliamları din kaynaklı olarak görmek, Emperyalistleri-Sömürgecileri gerektiği gibi tahlil etme olanağını ortadan kaldırır. Halepçe de yaşananların sorumluluğunu İslam da mı, yoksa Arap ırkçılığında-despotluğunda mı aramalıyız? Sayın Zilan’ın yukarda ismi anılan İslam ülkelerinde işgalin bir an önce son bulması dileklerine bizler de katılıyoruz, ama bunlara Kürdistan’daki işgali de ekleyerek.(sanırım kendisi Kürdistan’ı unutmuştur, ya da işgal altında olmadığını düşünmüyordur herhalde) Sayın Zilan bu yazıyı, bir Müslüman Türk olarak yazdıysa,çok tutarlı bir çizgi izlemiştir, ama Kürt yurtseveri olarak yazdıysa vay halimize…..
Sayın Zilan’ın yazısı çok yabancı gelmedi bana.( paralel düşüncelerinden dolayı kusura bakmasın) Aynı yazının altına,(İslam’i motiflerini azaltırsak) Mihri belli, Öcalan, perinçek, Küçük, Kemalistler, Türk sol’u hatta Türk ordusunun kalemşörleri de çekinmeden imza atarlar.



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz