Anasayfa | Yazarlar | Berzan Botî | SÖYLEMİN AYNILAŞMASI VE BARINDIRDIĞI RİSKLER

SÖYLEMİN AYNILAŞMASI VE BARINDIRDIĞI RİSKLER

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font

İnsanın giderek düşmanına benzemesi, yaşayabileceği en büyük talihsizlik olmalı. Özellikle insan anlayışına karşı çıkılan ve bu amaçla yıllarca savaşılan düşmanla, ortak bir insan anlayışında buluşmak, ‘neden düşman olduk’ sorusunu kaçınılmaz kılıyor. Türkiye cumhuriyetinin belirgin olan ve artık gizlenemeyen bazı özellikleri vardır. Mustafa Kemal ile başlayan ve günümüzde geçerliliğini koruyan söz konusu özelliklerden bazılarını hatırlamakta yarar var:

a) Tekseslilik için, tek tip insan yaratmak; en yakın mücadele arkadaşlarından başlayarak, tek sesliliği bozan yada bozma ihtimali olduğu sanılan unsurları ortadan kaldırmak; yok edilen insanlara ‘ajan’, ‘hain’ ‘işbirlikçi’ etiketlerini yapıştırarak, olayların tartışılmasını engellemek.

b) Pratiğiyle yok ettiği ‘barış’ ‘özgürlük’ gibi değerlerin savunucusu rolünü oynamak

c) Kendisini ve anlayışını, halkın -varlık koşulu- olarak sunmak; kutsanarak vazgeçilmezlik düşüncesini insanlara aşılamak.

d) Paranoya derecesinde bir güvenlik problemi yaşamak; herkesi herkese karşı muhbir olarak kullanmak.

e) Halkın sevgisini kazanmış insanları öldürüp, sonra sahip çıkmak; timsah gözyaşları dökmek.

f) Baskı yaptığı, sürdüğü, gerektiğinde yok ettiği insanlara, bir süre sonra sahip çıkmak, itibarlarını iade etmek; Tanrı edasıyla affedici rolü oynamak

g) Gerçek muhalefeti ezmek; çokseslilik görüntüsü vermek amacıyla, icazetli ve tek merkezden yönetilen bir muhalefet oluşturmak; uzlaşmacı görüntü için, icazetli muhalefetle işbirliği ve ittifaklar geliştirmek.

h) Nesnel gerçeklik ile özne arasındaki ilişkiyi ters yüz ederek, yansımanın yanılsama olarak yerleşmesini sağlamak.

i) Kendilerine ve bağlı oldukları etnik kökene, ‘ulu’ ‘yüce’ ‘kahraman’ gibi sıfatları yakıştırma -kullanma-kullandırtma; işbirliği yaptığı halklar dahil, çevre halkları düşman gösterme; yok olmamak için, ‘kendi şemsiyeleri altında’ birliğin tek seçenek olduğunu göstermeye çalışmak.

T.C. nin sıralanan yukarıdaki özellikleri, “bağlı oldukları etnik kökene, ‘ulu’ ‘yüce’ ‘kahraman’ gibi sıfatları yakıştırma” cümlesi çıkarılırsa, Öcalan ve tarikatıyla bire bir örtüşüyor. Öcalan’ın tek farklılığı, kökenini ve çevresini aşağılamasıdır. Giderek düşmana benzemek belirlemesi, Öcalan için geçerli değildir. Çünkü O, söz konusu özelliklerin bir parçası olarak sahneye çıkarılmıştı zaten. Yani baştan beri benziyordu.

Halkların kardeşliği ile ilgili yapılan tartışmalarda, ‘düşmana benzeme’ tehlikesi dikkat çekici bir şekilde, tabana ve PKK dışındaki yapılara da yansımaya başladı.

Devlet’in Kürt halkına karşı uyguladığı baskı, şiddet, asimilasyon ve inkar politikası, toplumsal yasaların gereği olarak, karşıtını doğuruyor. Karşıt Kürt muhalefeti’nin yeteri kadar etkili olamamasının temel nedeni ise, bu muhalefete önderlik eden anlayışın devlet denetiminde olmasıdır. Devlet’in gizli birimlerince gerçekleştirilen provokasyon eylemlerinde, bir yandan Türk halkının milliyetçi duyguları kabartılıyor; öbür yandan Kürt halkının tepkisini örgütleyen PKK ye güç kazandırılıyor.

 Güç kazanan her iki tarafın da devlet politikalarının birer parçası olduğu düşünüldüğünde, sonuçta kazananın devlet olması kaçınılmaz bir sonuç olarak ortaya çıkıyor. Yakın zamanda Mersin de meydana gelen ‘ bayrak olayı’ sözü edilen provokasyon eylemlerinden sadece biriydi ve Devlet, iki kutbu da güçlendirerek ( sonuçta kendisi güçlenerek) ömrünü ve egemenliğini biraz daha uzatmak için uygun zemin hazırlamış oldu. Yıllarca devam eden karşılıklı provokasyonlara rağmen Halklar arasında boğazlanma yaşanmamışsa, bunu, halklar arasındaki doğal-kültürel bağlara ve ortak sağduyuya bağlamak gerekiyor. PKK’yı eleştiren Kürt aydınları, alternatif geliştiremedikleri için, PKK ile aynı argümanları kullanmaya başladılar.

Devletin Kürt halkına karşı kullandığı yöntemleri, Kürt devrimcilerinin de Türk halkına karşı kullanma hakkı düşüncesi, yavaş yavaş meşruluk kazanmaya başlıyor. Bu durumun, masum insanları karşı karşıya getirebileceği gibi, Devletin de ömrünü uzatacağı unutulmamalıdır. Kürt halkının sorunu, Türk egemen ideolojisiyledir, bu ideolojiden etkilenen insanlarla olmamalıdır; Devlet, (siyasi otorite , egemen anlayış) ile Halk’ı özdeşleştirmenin temel bir yanılgı olduğu, bu anlayışın kabileler arası kan gütme anlayışının devamı olduğu göz ardı edilmemeli.

“Halkların kardeşliği” hem mitolojik hem de bilimsel açıdan, (hem inanç hem de olgusal doğru bağlamında), teorik olarak benimsenen bir anlayış olmasına rağmen, bunun pratiğe yansımamasının nedenini, antagonist çelişkilerde ve bu çelişkilerin taşıyıcısı olan egemenlik ilişkilerinde aramalı. ADEM—HAVVA söylencesi kardeşliğe işaret ettiği gibi, BİLİM de, insanın, milyonlarca yıllık doğal evrimin sonucu olarak, ortak bir ‘ata’ dan evrimleşerek bu güne geldiğini söylüyor bize.

Halkların kardeşliği anlayışı, sadece KÜRT—TÜRK halklarını değil, dünyadaki bütün halkları kapsayan bir anlayış olarak benimsendiğinde anlam kazanır. Devlet icazetli Türk solunun peşine takılarak (DTP’nin yaptığı gibi) halkların kardeşliğini savunmak, teslimiyetçi bir anlayıştır ve inandırıcılıktan da uzaktır.

Şehir yaşamı ve buna bağlı olarak işbölümünün gelişmesiyle ortaya çıkan çekirdek aile, nasıl ki, kardeşleri ayrı evlerde (hatta ayrı şehirlerde-ayrı ülkelerde) yaşamaya zorluyorsa, Kürt halkının parçalanmışlığı, Güneydeki gelişmeler, Türk solunun şoven yaklaşımı, jeopolitik durum da, Kürtleri ayrı yaşamaya zorluyor. Ancak ayrı evlerde yaşamak kardeşliğe engel olmadığı gibi, ayrı yönetimlerde yaşamak da halkların kardeşliğine engel değildir.

 Halkların kardeşliği (birlikte yaşam) özgür iradeyle ve her alanda eşitlik ilkesine uygun olduğu zaman anlamlı ve gerçekçi olur. Bu anlayış benimsenmediği müddetçe, “halkların kardeşliği” söylemi, söylem olmaktan öteye geçemez; söylemin ötesine geçmek, Türk ve Kürt aydınlarını bekleyen bir görev ve sorumluluktur.

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin
Puanlama
0