Anasayfa | Yazarlar | Berzan Botî | MUHTIRA VE KORKULARIN AŞILMASI

MUHTIRA VE KORKULARIN AŞILMASI

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font

Uzun süredir derinlerde devam eden bir çelişki/çatışma nihayet su yüzüne çıktı. Ordu ile AKP hükümeti arasında geçiyormuş gibi görülen sorun, özünde, sistemden/faşizmden yana olanlarla-demokrasiden/halktan yana olanların çelişkisi ve bu çelişkinin çatışmaya dönüşme aşamasına gelmiş halidir.

 Irkçı-gerici niteliğiyle çağın gerisinde kalmış ve miadını doldurmuş olan Kemalizm’in son çırpınışları olarak da değerlendirebileceğimiz ‘muhtıra’ bu defa amacına ulaşamadı. Bunun en açık göstergesi, hükümetin sergilediği duruş ve sistem savunucularının (Baykal-Ağar-Mumcu gibi) Genelkurmay açıklamasına mesafeli/soğuk yaklaşmalarıdır.

 Sistemden yana olanların bu tutumu, darbe koşullarının ortadan kalktığını bilmeleri, darbe yapılabilse bile kalıcı ve sistemi koruyucu bir işlev görme şansının olmayacağını görmelerinden kaynaklanıyor.

Hükümet sözcüsünün, ‘muhtıranın hükümeti hedef aldığını belirtmesi ve Genelkurmayın Başbakana bağlı bir kurum olduğu’ (bir anlamda haddini bildirmesi) hatırlatması demokrasinin geleceği açısından umut vericidir. 28 Şubat sürecinde, Erbakan’ın ordu ile sorunsuz görünme çabası ve gelişmeleri kendisi dışında yaşanıyormuş gibi yansıtarak pişkin, pısırık bir tutum sergilemesi hatırlandığında, AKP hükümetinin cesur duruşu daha da anlam kazanıyor. AKP’nin cesur davranmasını sağlayan nedenler doğru irdelenirse, önümüzdeki sürecin demokrasi lehine işlemesi için daha çok katkı sağlanabilir.

‘Emperyalizmin jandarması’ rolünü başarıyla oynadığı dönemlerde Türk ordusu, darbe öncesi ve sonrasında efendilerinden gereken yardımı alabiliyordu.

Darbelerin başarıya ulaşmasında bu yardımların belirleyici rolü göz ardı edilmemeli. Ordu/rejim, Değişimi ve bu değişimle birlikte jandarma rolünün eski önemini yitirdiği; Ortadoğu satrancında, değişen stratejilerle birlikte piyonların oyunda fazla önemsenmediği; artık efendileri tarafından ‘hantal’ ve ‘ayak bağı’ olarak görüldükleri gerçeğini algılayamamış gözüküyor.

 Eski ve kötü alışkanlıklarına başvuran darbeci anlayış, halkın göstereceği (göstermesi umulan) sert tepkiyle beraber mevcut gerçekliği algılamak zorunda kalacaktır. Sistemin tekçi anlayışına uygun bir kurum olan TRT’nin, geçmişteki gibi tek ve yanlı enformasyon avantajını yitirmiş olması, darbe karşıtlarının başka televizyon ve diğer kitle iletişim araçlarından kendilerini ifade etme olanağı bulması da darbecilerin aleyhine bir gelişmedir kuşkusuz. Bu örnek bile tek başına çok sesliliğin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Sistemin, çelişkiyi/çatışmayı kendisi ile geniş halk kitleleri arasında değil de sadece belli bir kesimleymiş gibi gösterme çabasına aldanmamak gerekiyor. Genelkurmay açıklamasında, sorunu ‘laik-İslam’ çelişkisi olarak göstermeye çalışsa da, ‘ne mutlu Türküm diyene’ söylemini benimsemeyen herkesin T.C düşmanı olarak görülmesi çelişkinin gerçek niteliğini gösteriyor. Düşman olarak algılananlar, ırkçı/faşist/militarist olmayanlardır; Kemalist rejimin dışında kendisini ifade etmek isteyen herkestir; sistemin hizmetinde olmayan bütün dini inançlardır; farklı dil,din,milliyetten olan insanlardır; kısacası Kemalist olmayan ve demokrasiden yana olan tüm kesimlerdir…

AKP hükümeti, içe kapanmayarak, inancını tüm topluma, ‘doğru ve tek yaşam biçimi’ olarak dayatmayarak, insan hakları ve demokrasiye vurgu yaparak ( bunun en somut göstergesi, Avrupa Birliğine üye olmak için gösterilen çabadır) göreli bir başarı elde etti.

Bu söylem ve duruşuyla da hem içerde hem de dışarıda farklı kesimlerin desteğini alabildi şu ana kadar. Bu günkü duruşunda da bu desteklerin etkisi göz ardı edilemez. Anayasa Mahkemesinin kararı ne olursa olsun, AKP, sorunu belli bir inanç sınırları içinde hapsetme yanlışına düşmese ve demokrasiyi her inanç ve düşünce için bir gereklilik olarak görüp evrensel değerlere bağlı kalırsa, Kemalist rejim büyük bir darbe yemiş olur. Kemalizm’in darbe yemesi/zayıflaması hem AKP’yi güçlendirir hem de demokrasiden yana olan kesimleri. Bu güç ve moral ile de gerçek demokrasinin inşası hayal olmaktan çıkarak gerçeklik kazanır.

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin
Puanlama
0