ÖZGÜRLÜK VE KAMBURLARIMIZ
Hiçbir suç ani bir kararla işlenmediği gibi, hiçbir suçlu da tek başına bir suçu işlemez. Her suçlunun bireysel bir tarihi vardır; bireysel tarihi boyunca çevreden edindikleriyle biçimlenen kişi, kendi biçimlenmesinde ciddi bir etkiye sahip olmayabiliyor. Kutsallıkların, dogmaların her alanda ve her kesimde egemen olduğu toplumlarda kişinin kendi biçimlenmesindeki/bilinçlenmesindeki rolü yok denecek kadar azdır.
Böyle toplumlarda ‘birey’ olmak çok zordur. Bu zorluğu aşmak, çetin bir mücadeleyi, iradeyi ve kararlılığı gerektirir. Bunu başaranların (‘ben buyum’ diyebilenlerin) artmasıyla orantılı olarak toplumlar gelişir ve geliştikleri ölçüde de kutsallıklardan, dogmalardan arınır; arınma oranında da hem bireysel hem de toplumsal özgürleşmenin yolu açılır.
Yaşadığımız coğrafyada, insanlığımızı sorgulamamızı sağlayan eylemler sıkça yaşanıyor. Ve her seferinde ‘neden/nedenler’ üzerinde fazla durmadan ‘final/eylem’ üzerinde yoğunlaşırız. Eylemin biçimi, eylemi yapanın profili ve geçmişte karıştığı/karışmadığı olaylar, eylemcinin aile yapısı ve ilişkide bulunduğu yakın çevresi en çok ilgimizi çeken yönlerdir.
Oysa eylem bir sonuçtur ve eylemi yapan kişi de sadece final sahnesinde rol alan amatör bir oyuncudur. Senaryonun esin kaynağı, binlerce yıllık tarihimizin ayak bağları, kamburları ve olumsuzluklarıdır.
Senaryoyu yazanlarsa, insanları gerçeklikten koparıp yanılsama içinde yaşamalarını sağlayanlardır; kutsallıklar yaratıp bu kutsallıklara kurtarıcı rolü yükleyenlerdir; ilkel düşünce kalıplarını insanların bilinçlerine işleyip onları sürüleştirenlerdir; insanları kendine ve türüne yabancılaştırıp onları robotlaştıranlardır.
Malatya’da yaşanan vahşeti bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor..
Eylemci, uzun bir sürecin ürünü olan eylemde en az rol/söz alan kişi olduğu gibi en az suçlu olan kişidir de aynı zamanda; ama en çok cezayı alan eylemcidir ve genellikle de tek suçlu olarak görülür. Eylemci eylemi yapacak aşamaya geldikten sonra yapacak bir şey olmaz. Önemli olan, insanları insanlık dışı bir eyleme hazırlayan süreçlerle mücadele etmektir…
İnsanlık tarihi, iyi ile kötünün, doğru ile yanlışın, insani olan ile insani olmayanın tarihidir aynı zamanda.
Tarihimize küsmeden ve ondan kopmadan onu aşmaya çalışmak; iyi, doğru ve insani olanı bu güne taşıyarak, kötü, yanlış ve insani olmayan gibi yükleri sırtımızdan (beynimizden) atarak doğru bir başlangıç yapabiliriz ancak. Bu yüklerden kurtulmak için, geçmişin olumsuzluklarını bu güne taşıyıp, insanları yabancılaştırarak senaryolarının finalinde onları oynatanlara karşı mücadele etmek kaçınılmazdır. Bu mücadele aynı zamanda insani bir sorumluluğun da gereğidir.
Olumsuz yüklerden/kamburlardan kurtulmak için, her kesimin (demokrat, dinci, sosyalist, milliyetçi v.s) kendi senaristlerine dur demesi ve onları teşhir ederek dıştalaması gerekir…
Marksist bir söylem ve ‘bağımsız Kürdistan’ hedefiyle yola çıkıp, her düşünceden nemalandıktan sonra Kemalizm’de karar kılan; Kürd halkının kazanımlarına T.C ağzıyla saldıran; kendisini ‘tanrılaştırarak’ dokunulmaz yapan; 21.asırda ilkel bir tarikat kuran Öcalan, özelde devrimcilerin genelde de Kürd halkının en büyük kamburudur kuşkusuz.
Bu kamburdan kurtulmak ve Kürd halkının özgürlük mücadelesinin önünü açmak için, Öcalan ve senaristlerini teşhir etmek bir gerekliliktir. 14 nisan tarihinde ‘Yeni Özgür Politika’ gazetesinde yayınlanan bir anma haberi bir çok açıdan ibret vericidir. Bu tür haberleri ya önemsemeyiz, ya görmeyiz yada tepki göstermeyiz. Ama yıkıcı etkilerinden kurtulamayız. Mitolojik öğelerle süslenen ve İlkel tapınma biçimlerinin en ilkel’i; binlerce yıl öncesinin düşünce biçimini bu güne olduğu gibi taşımanın en çarpıcı örneği; tanrılaştırmanın ve tapmanın açık belgesi; özgürlük adına özgürlüğe hakaretin ve kadınlar adına kadını aşağılamanın açık ifadesi olan yazıyı aşağıda olduğu gibi aktarıyorum… Herkesin kendi kamburundan kurtulmak için uğraşması ve özgür bir geleceğe katkı sağlaması umuduyla…
:
Üveyş Ana’ya minnettarız’
YJA-STAR, KKK Önderi Abdullah Öcalan’ın annesi Üveyş Öcalan’ın vefatının yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı. YJA-STAR mesajında, “kutsallığın doğurucusu ve Ana Tanrıça’nın son çığlığı olan Üveyş Ana’ya minnettarlığımızı sunuyoruz” denildi.
Üveyş Öcalan, 11 Nisan 1993’te yaşadığı sağlık sorunlarından dolayı hayatını kaybetmişti. YJA-STAR Ana Karargah Komutanlığı, Üveyş Öcalan’ın hayatını kaybetmesinin yıldönümünde bir mesaj yayınladı. Üveyş Öcalan’ı “Kürt halkının özgürlük umutlarını filizlendiren yaşam kaynağı” olarak niteleyen YJA-STAR, Öcalan’a minnettar olduklarını dile getirdi.
Öcalan’ı kadının özünde barındırdığı direnişin temsili olarak niteleyen YJA-STAR mesajında şunlara yer verildi: “Üveyş Ana kadının özünde barındırdığı direnişin temsilidir. Sistemin anaya, kadına ve insana dayattığı geleneklere karşı isyancılık ve baş eğmezlik temelinde direniş geliştirmek anaya ödenmesi gereken bir borçtur.
Her ananın onurlu bir yaşamı, yaşama hakkı olduğu bir gerçektir ve bunu gerçekleştirmek onurlu ve özgür bir yaşamı mümkün kılmak biz özgürlük savaşçılarının en temel görevidir.” ‘Bize en kutsal hediyeyi sundu’ Üveyş Öcalan’ın, KKK Önderi Abdullah Öcalan’ı doğurarak, tarihe, insanlığa ve Kürt halkına özelde kadınlara en kutsal armağanı sunduğu belirtilen mesajda, “bu anlamda Üveyş Ana bizim için 5000 yıllık karanlığa gömülmüş tanrıça ananın yeniden dirilişini ifade etmektedir” denildi.
KKK Önderi Öcalan’ın zehirlenmesine dikkat çekilen mesajda, “Önderliğimizi zehirleyenlere yaşamı zehir edeceğiz” denildi. İnkar ve imha siyasetine ve onun her çeşit söylem biçimine karşı artık tahammül etmeyeceklerine dikkat çekilen mesajda, “Bizim açımızdan Önder Apo’yu zehirlemek, insanlığın özgür geleceğini ve Kürt halkının umutlarını zehirlemek anlamına geliyor” denildi.
Mesajın devamında şunlar kaydedildi: “Kadının meşru savunma gücü ve özgürlüğün garantisi YJA-STAR güçleri olarak, her türlü inkarcı ve imhacı faşist uygulamalara karşı gereken cevabı vereceğimizi, Zilan çizgisinde fedai ruhun somut ifadesi olma kararlılığıyla mücadele edeceğimizi belirtiyoruz.”
HABER MERKEZİ
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz