Anasayfa | Yazarlar | Berzan Botî | BU BİR ORTAK EYLEM: KENDİMİZİ KANDIRMAYALIM

BU BİR ORTAK EYLEM: KENDİMİZİ KANDIRMAYALIM

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font

Ankara’da gerçekleştirilen intihar eyleminin PKK tarafından üstlenilmemesi olumlu ve olumsuz yönleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Eylemi üstlenmeyerek PKK, Kürd devrimci muhalefetini ve kendi içindeki yurtsever insanların tepkisini göze alamadığını gösterdi. Geçmişte bu tür eylemleri sesli olarak eleştirmeye kalkışan devrimci Kürd muhalefetine ve kendi içindeki samimi insanlara karşı susturma yoluna baş vuran PKK, artık susturamayacağı bir sürecin yaşandığını biliyor.
Devlet ile kirli ilişkisi ciddi olarak sorgulanan Öcalan ve yandaşları, devlet politikalarına hizmet eden Ankara eylemini üstlenerek risk almak istemediler. Bu da Kürd halkının artık her yapılanı/söyleneni körü körüne kabullenemeyeceği kanaatinin PKK’da oluşması anlamına geliyor. Bu yönüyle olumlu bir gelişme olarak değerlendirmek gerekiyor.

PKK’nın eylemi üstlenmemesini, imaj değişikliği ve ömrünü uzatma çabası olarak da yorumlamak gerekiyor. Eylemi Devlet mi yoksa PKK mı yaptı tartışması istenilen bir tartışmaydı. Özünde birlik olan devlet ile Öcalan, karşıtlarmış gibi algılandığında halklar arasındaki çelişkiler keskinleşecekti. Başka, aynı zamanda ortak eylemlerle bu çelişki çatışmaya dönüştürülerek istenilen kaos ortamı sağlanacak(tı). Öcalan şahsında Kürd halkına hakaretler, Öcalan’a uzak duran, hatta şaibeli bulan Kürdleri de onu sahiplenmeye zorlayacaktı. Bu durum Öcalan- devlet ilişkisini gizleyeceği gibi, Kürd halkının Güneydeki kazanımlarına saldırma zemini de hazırlamış olacaktı. Bu tür eylemleri değerlendirirken duygusal yaklaşma lüksümüz olmamalı. Geçmişte benzer bir çok eyleme imza atan PKK, bu tür eylemlerin yapılması için gereken toplumsal koşulları oluşturduğu gibi, buna uygun kişilikler yetiştirmiştir. Bir eylemden sorumlu olmak, son aşamada emir vermekle sınırlandırılamaz kuşkusuz.

Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da yaşanmış her “faili meçhul” cinayet için devletin üst düzey birimleri emir verme gereği duymaz. Genel bir çerçeve çizilerek birilerine inisiyatif kullanma yetkisi vermek suretiyle bu cinayetlerin işlenmesine önceden ve bütün olarak karar verilir. PKK’da bunu yaptı; birilerine önceden inisiyatif verdi.

Düşündürücü, can sıkıcı ve üzerinde durulması gereken bir başka nokta ise, Ankara gibi diğer eylemlerde de devletin gerçek savunucularının hedef olmamasıdır. Büyük olasılıkla eylemcilerin yapacağını düşündüğü eylem ile yapılan eylem farklıdır. Ve yine büyük ihtimalle bombaları patlatan (genellikle) eylemcinin kendisi değildir. Ortalama bilince sahip ve ölüme giden bir gerillanın bunca hedef içinde masum insanları seçmesini anlamak mümkün değildir.

Bir çok karanlık eylemde olduğu gibi Ankara’daki eylemde de devlet işin içindeydi. Eylemin sonuçları(en azından yapılmak istenenler), eylemcinin hemen tanınması, Genelkurmay Başkanının küstahça ve acele olarak esas amacını dile getirmesi ve daha bir çok etken, eylemin devlet tarafından önceden bilindiğini gösteriyor. Aynı şekilde aşağıda aktaracağım bir yazıdan da anlaşılacağı gibi eylemde PKK’da söz sahibiydi. Öcalan ile devlet arasında ve kuşku götürmeyen Tepedeki ortaklığın böyle bir eylemde de sürmesi şaşırtıcı olmamalı. Faşist T.C ile Öcalancı işbirlikçilerce ortak yapılan bu eylem, her yönüyle çirkin ve insanlık dışıdır; lanetlemek ve bu tür eylemlere karşı durmak, insanlığımızdan vazgeçmediğimizin göstergesi olacak.

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin
Puanlama
0