ANAKARA’DAKİ PATLAMANIN SORUMLULARI
Ankara’daki patlama, yapılış biçimi, zamanlaması ve neye/kime hizmet ettiği dikkate alındığında failini tahmin etmek zor olmasa gerek. Şu ana dek üstlenen olmasa da, Genelkurmay Başkanı Büyükanıt adresi gösterdi. Büyükanıt, “Olaylardan önce terörü besleyenler kim ona bakmak lazım. Bu olayların arkasında kimlerin olabileceğini iyi düşünmemiz lazım. Bundan sonra da Büyükşehirlerde böyle bir olay bekleyebiliriz açıklamasını yaptı…
Patlamada A4 patlayıcı maddenin kullanıldığı, bu patlayıcının Irak’tan Türkiye’ye sokulduğu ve daha önce PKK’ya yönelik operasyonlarda A4 ele geçirildiği yorumları yapıldı. Eylemi yapan örgütün ismi dolaylı olarak (bir yanıyla açıkça) verilmiş oldu böylece. Dikkat çekici nokta, eylemi yaptığı varsayılan PKK’dan çok Güney Kürdistan’ın hedef gösterilmesiydi. Türk Genelkurmayının aylardır gösterdiği hedefi olayın sıcaklığında tekrar göstermesi başlı başına bir soru işareti…
Genelkurmay başkanının olay yerinde inceleme (bu tür olaylarda Genelkurmay başkanının inceleme yapması pek rastlanan bir durum değil.) yapması ve yaptığı açıklamalar; Edip Başer’in görevden alınmasıyla aynı güne denk gelmesi; ateşkesin bitmesinin ardından olması; Güney Kürdistan’ın hedef gösterilmesi düşündürücüdür. Ve bu eylemin kime neye hizmet ettiğini de gösterir aynı zamanda.
Son zamanlarda yaşanan olaylar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, çatırdayan Kemalist rejimin elini güçlendirmeye yönelik bir eylem olduğu tartışma götürmez. Devletin bu tür eylemlerine yabancı değiliz. Özellikle 12 Eylül öncesi, direkt yada taşeron örgütler vasıtasıyla bu tür eylemlere imza atmıştı devlet.
PKK’nın şu ana dek eylem ile ilgili ‘üstlenme’ veya ‘red’ şeklinde bir açıklama yapmaması (böyle bir açıklamaya şu ana dek rastlamadım en azından) ayrıca düşündürücüdür. İtham varken sessiz kalmak, dolaylı olarak üstlenmektir.
Bu faşist eylemi yapanın/yapanların etiketine ve kimliğine bakılmaksızın lanetlemek insan olmanın ve Kürd halkının kazanımlarına sahip çıkmanın gereğidir.
Ankara’daki eylemi, Hewler ve Maxmur’ daki faşist eylemlerin bir telafisi olarak değerlendirmek, cehaletin, devlet politikalarına hizmet etmenin başka bir yoludur. Halka (sivil- savunmasız insanlara) karşı yapılan eylemlerde, kimlerin ne adına yaptığı önemli değil. Bu tarz eylemlerin insanlığın evrensel değerlerine yönelik olduğu, bu faşist eylemleri her koşulda ve ilke düzeyinde lanetlemekle insani değerlere sahip olabileceğimiz gerçeği unutulmamalı…



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz