Anasayfa | Yazarlar | Berzan Botî | ENTEGRASYON PROJELERİNE KARŞI ÜÇÜNCÜ YOL

ENTEGRASYON PROJELERİNE KARŞI ÜÇÜNCÜ YOL

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font

22 Temmuz seçimleri bir çok açıdan özellikliydi. Ortaya çıkan tablo doğru okunursa hem Türkiye’nin gidişatı hem de Kuzey Kürdistan’daki siyasal gelişmelerin yönü hakkında önemli veriler elde etmek olanaklıdır. Seçim sonuçlarını, ‘Kemalist rejimin iflası ve demokrasi yanlılarının zaferi’ olarak değerlendirmek abartı olmasa gerek. AKP’nin demokratlığı konusunda bazı çekinceler olsa da, (ki bu çekinceler yersiz değildir) Seçime katılıp varlık gösteren partiler arasında halka ve demokrasiye en yakın partinin AKP olduğu inkar edilemez.

Sistemin, sağ - sol - dinsel görüntülerle piyasaya sürdüğü partilerin direkt ya da dolaylı ittifakına ve provokasyonlarına karşın AKP’nin elde ettiği başarı anlamlıdır. Bu başarı, Kemalist rejimin tasfiyesini sağlamasa bile en azından onu revizyona tabi tutacağı kesin. AKP önümüzdeki süreçte, Kemalizm’in tasfiyesi mi yoksa revizyonu mu? İkilemini yaşayacak. AKP, ya Kemalizm’i tasfiye edip gerçek demokrasinin önünü açacak, ya da sistemden pay alarak, Kemalizm’i revize etmekle yetinip sistemle uzlaşarak, bir ayağı kırık demokrasiyi halka yeterli görecek. Bu ikilemden kurtulma ve yapılacak tercih AKP’nin demokrasiye yüklediği anlamı ortaya koymakla kalmayacak, aynı zamanda onun geleceğini de önemli ölçüde belirleyecek. AKP, tasfiye yerine revizyonla yetinirse kendi tasfiyesinin zeminini de hazırlamış olacak. Bunun bilincinde olan AKP’nin, varlığını sürdürebilmesi ve halkın beklentilerine cevap verebilmesi için tasfiyeye, dolayısıyla demokrasiye yönelmesi ise önemli ölçüde dış dinamiklere bağlıdır. Dış dinamiklerin olumlu/olumsuz etkisi ise, dünya ve Ortadoğu’daki gelişmelerle kendisini gösterecektir.

Seçim Sonuçlarının Kürdler Açısından Anlamı

Seçimin Kuzey Kürdistan’da ortaya çıkardığı en önemli sonuç, Kürd halkının sisteme ve onun partilerine itibar etmediğinin belgelenmesi oldu. Diğer sistem partilerine itibar etmeyen ve sadece DTP ile AKP arasında tercih yapan Kürd halkı, bu iki partinin de sistem dışı olduğunu varsayarak onlara yöneldi.

DTP ve AKP gerçekten sistem dışı partiler mi? İki partinin ortak ve farklı yanları nelerdir? AKP’nin Kürdistan’da çok ciddi güç kazanmasına karşın, DTP’nin güç kaybetmesini hangi nedenlere dayandırmak gerekiyor? Önümüzdeki yerel seçimlerde nasıl bir tablo oluşabilir? İstenmeyen bir tablonun ortaya çıkmaması için DTP dışındaki Kürd muhalefeti ne yapmalı? Çoğaltılabilecek benzer sorular ve bu sorulara verilecek objektif cevaplarla, Kürd halkının özgürlük mücadelesine olumlu yönde katkı sağlanabilir.

“Her Şey Türkiye İçin” ve “Türkiye’ye Sözümüz Var” Bu iki sloganda ortak olan nokta Kürdleri Türkiye’ye entegre etmek, başka bir deyişle de Türkiyelileştirmektir.

AKP’nin “Her Şey Türkiye İçin” anlayışı, Kürd halkının ‘kendi kaderini tayin hakkını’ dışlamasına karşın göreli bir ilericilik/demokratlık içermektedir. Sistemin, asimile ederek Türkleştirmek, yok saymak anlayışı dikkate alındığında, AKP’nin yaklaşımı, eksikliklerine rağmen daha insanidir. Ve aynılaştırmayı öngörmeyip, farklılıkların biraradalığını ifade etmektedir. AKP’nin bu yaklaşımı Kürd halkının beklentilerine çok uzak olsa da, şimdiye dek T.C partileri arasında en ılımlı ve yapıcı yaklaşım olduğu göz ardı edilemez. Bu yapıcı yaklaşım, seçimde, Kürd halkı üzerinde olumlu etki yaratan faktörlerin başında geliyor. AKP’nin Kürd halkının desteğini almasında önemli rol oynayan etkenlerden biri de, Türkiye’nin Güney Kürdistan’a yönelik yıkıcı, tehditkar ve faşizan saldırılarına ortak olmamasıdır. Özellikle Baykal’ın, ‘Barzani ile Erdoğan aynı düşüncede, Erdoğan Barzani ağzı ile konuşuyor’ gibi eleştirileri Kürd halkı arasında AKP’ye karşı bir sempati yarattı.

“AKP, dini duyarlılıkları kullandı”
eleştirisi gerçekçi değildir. Seçim sürecinde din vurgusu değil, demokrasi vurgusu yapıldı. Zaten dini anlayışından dolayı tercih yapılmış olsaydı, AKP değil, en çok din vurgusu yapan Saadet Partisi tercih edilirdi. Din derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılması için AKP tarafından girişimde bulunulması, ‘dini duyarlılıkları kullanma, yararlanma ve bu nedenle tercih edilme’ iddialarını çürütmektedir.

DTP’nin, ‘Türkiye’ye Sözümüz Var’ söylemi de Kürdlerin Türkiye ile entegrasyonunu öngörmektedir. Bu entegrasyon projesinin özelliği, miadını doldurmuş, seçimlerde hezimete uğramış, toplumsal gelişmenin önünde engel teşkil eden, gerici, ırkçı Kemalist ideolojisinin çerçevesi içinde öngörülmesidir. Bu entegrasyon projesinin dile gelme biçimi, dönem dönem (MHP CHP v.s) faşist partileri bile gölgede bırakacak denli pervasızca oldu. Üniter yapının korunması, Misak-ı-Milli ve Kemalizm savunusu yapılırken o kadar ileri gidildi ki, Kerkük ve Musul’un da Misakk-ı Milli sınırları içinde olması gerektiği dile getirildi. Bu anlayış, Türkiye’nin Güney Kürdistan’ı işgal etmesi gerektiğinin farklı bir ifade ile savunusundan başka bir şey değildir. Seçim öncesi yaşanan eylemlerin amacı ile, Ordunun organize ettiği Cumhuriyet mitinglerinin amacını örtüştüren insanların sayısı gittikçe çoğalıyor Kürdistan’da. Bu uyanış DTP’ye ilgiyi azaltan nedenlerin başında geliyor.

Ağır bedeller ödemiş insanların oluşturduğu DTP tabanı, kaybettiği değerlerine (çocuklarına) sahip çıkma adına DTP’den kopamıyor. Bu anlaşılır bir durumdur ve belli bir kesimin her koşulda, sonuna kadar DTP’ye desteği sürecektir. Ancak, DTP’den desteğini çeken ve bundan sonra çekecek olanların durumu da anlaşılır olmakla kalmayıp olumludur da aynı zamanda. Çünkü bu insanlar ödenen bedellerin birey, parti ve gurupların ötesinde bir amaç için ödendiğinin bilincindeler. Kaybedilen değerlerin Kürd halkının ortak değerleri olduğunun farkındalar. Bu ödenmiş bedelin amacına uygun davranmayan partilere karşı tavır almak, kaybedilen değerlere sahip çıkmak için kaçınılmazdır.

Kendi içinde demokrasiyi işletemeyen, aykırı seslere tahammül etmeyen ve onları tehditle susturmaya çalışan, seçime girecek adayları kendisi belirleme iradesine sahip olmayan, nerden, nasıl ve niçin gönderildikleri bilinmeyen devşirme adayları Kürd halkına dayatan, bir halkın geleciğini bir kişinin geleceğine feda eden, varlığı Kürd halkının inkarıyla olanaklı olan Kemalist anlayışla entegrasyonu savunan DTP’nin oy kaybetmesi olumlu ve sevindirici bir gelişme olarak değerlendirilmelidir.

AKP’nin entegrasyon projesi DTP’ninkinden daha demokratik olduğu için AKP kazandı. Bu nedenle AKP’nin Kürdistan’da güç kazanması rahatsız edici olmamalı. Ancak, AKP’nin Kürdistan’da kalıcı bir güç olması, DTP’nin erimesine karşın yeni bir ulusal hareketin ortaya çıkmaması tehlikelidir. AKP’nin başarısını geçici kılmak ve onun yerine Kürd halkının ulusal taleplerine cevap olacak bir oluşum yaratmak her duyarlı insanın öncelikli sorunu olmalıdır.

Ne Yapmalı?

Kürd halkına yeni bir seçenek sunulamazsa DTP ile AKP arasındaki yarış devam edeceğe benziyor. Önümüzdeki yerel seçimler çekişmeyi keskinleştirecektir. Seçimlere kadar gelişecek olaylar AKP ile DTP arasındaki güç dengelerini etkileyecektir. AKP, milliyetçi bir söyleme sarılıp Kemalistlerle uzlaşmaya giderse ve bunun sonucu olarak Kürd halkına karşı olumsuz bir tutum içine girerse DTP güç kazanır. Ancak, AKP, mevcut tutumunu geliştirip demokratikleşme ve AB konusunda ciddi adımlar atarsa ezici bir üstünlük sağlayabilir. İki parti arasındaki yarışma/çekişme hangi boyutta ve nasıl cereyan ederse etsin, yeni bir seçenek olarak varlık göstermek gerekiyor. Sonuçta her iki parti de farklılıklarına rağmen ortak bir amaca yönelmişler. Bu amaç da, Kürdleri Türkiyelileştirmektir. Seçim arifesini beklemeden, Kürd halkının temel sorununa duyarlı olan herkesin ‘üçüncü yol/seçenek’olarak, bu günden itibaren gerekli adımları atması gerekiyor. Şayet geniş katılımlı bir oluşum oluşturulamazsa bile, bireysel çıkışlarla mevcut iki partiye karşı yeni bir seçenek/seçenekler Kürd halkına sunulmalıdır. Seçimlerde alınacak sonuç ne olursa olsun, üçüncü bir yolun varlığı uzun vadede Kürd halkı İçin bir umut olacaktır. Türkiye’de Baskın Oran, Kürdistan’da ise Kamiran Yıldırım örneklerinde olduğu gibi…

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin
Puanlama
0