Anasayfa | Yazarlar | Berzan Botî | ZAMANI GELMEDİ Mİ?

ZAMANI GELMEDİ Mİ?

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font

22 Temmuz seçim sonuçları sağlıklı ve ayrıntılı bir değerlendirmeye tabi tutulduğunda, Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da olası gelişmeler ve bu gelişmelere göre takınılması gereken tavır konusunda önemli ve yararlı sonuçlara ulaşmak olanaklı olur. Seçim sonuçları, Kürd halkının mevcut siyasal tercihlerini yansıtırken aynı zamanda değişimini, beklentilerini ve tercihinin altında yatan nedenleri de yorumlama imkanı yarattı.

Türkiye'de çöküş sürecinde bulunan resmi ideolojinin ağır bir darbe yediği, toparlanma/ayakta kalma şansını yitirdiği, bu nedenle ömrünü uzatmak için her türlü provokasyona başvurabileceği bir sürecin yaşanacağını gösterdi seçim sonuçları. Türkiye'de olduğu gibi (aynı zamanda Türkiye ile bağlantılı ve onun yansıması olan Öcalancı anlayış) Kürdistan'da da egemen anlayış ağır bir darbe yedi bu seçimlerde. Alternatifsiz olduğu halde Kürd halkının sadece yüzde yirmisinin oyunu alan egemen anlayışın, Kürdleri temsil iddiası inandırıcılığını yitirmeye başlamıştır.

 Kürd halkının egemen anlayıştan uzaklaşmasını 'ulusal sorundan uzaklaşma' olarak değerlendirmek haksızlık olur. Tam tersine ulusal sorundan uzaklaşan egemen anlayışa, bu uzaklaşmadan dolayı tepki göstermiştir Kürd halkı. Karşısında başka seçenek bulamayan Kürd halkı, sistemle sorunları olan ve kendisine karşı ırkçı, saldırgan bir söylem içinde yer almayan AKP'ye yönelmek durumunda kalmıştır. AKP'ye yönelmek dışında seçenek bulamayan Kürd halkını seçiminden dolayı eleştirmek yerine, halka alternatif sunamayan Kürd politik aktörlerine yüklenmek gerekiyor.

PKK dışındaki Kürd muhalefetinin yakın zamana kadar varlık gösterememesini bir ölçüde anlamak mümkün. Gerek T.C gerekse Kürd egemen anlayışı Kürd muhalefetinin varlık göstermemesi için her türlü baskı ve sindirme yoluna başvurdu yakın zamana kadar. Bu durum Kürd muhalefetini sorumluluktan tamamıyla kurtarmazsa da, neden bir güç olarak ortaya çıkamadığının gerekçelerini anlamamızı sağlayabilir.

 Güneydeki olumlu gelişmeler Kuzey Kürd muhalefetinin varlık göstermesi için moral motivasyon sağladığı gibi, Öcalancı anlayışın, 'tek ve alternatifsiz' olma rahatlığını da ortadan kaldırmış oldu. Bu gelişme Kürd muhalefeti üstündeki baskıları da önemli ölçüde hafifletti. Buna rağmen gerekli varlığı gösteremeyen Kürd muhalefetinin bundan sonra koşulları bahane etmesi inandırıcı olmayacaktır.

Siyasal alanın boşluk kaldırmayacağı gerçeği dikkate alındığında hem AKP'nin geçici olarak doldurduğu boşluğun hem de DTP'den yüz çevireceklerce oluşacak siyasal boşluğun doldurulması için gerekli adımlar kısa sürede atılmalı. Bu adımı atmayan Kürd aydını yaşanabilecek olumsuzluklarda önemli ölçüde pay sahibi olacak.

Eleştiri, hele hele dokunulmazlara/kutsallara karşı yapılan eleştiri çok anlamlı ve de etkilidir.. Belli bir dönem sadece eleştirmekle yetinilebilir. Ancak belli bir aşamadan sonra eleştiriye siyasal pratikte eşlik etmeli. Öcalan ve anlayışının mahkum edilmesinde cesur ve kişisel kaygı taşımayanların eleştirileri belirleyici rol oynadı. Ve bu eleştirilerden dolayı da bir çok aydın yaşamından oldu ya da yaşamında zorluklarla karşılaştı.

Gelinen aşamada Kürd muhalefeti üstündeki baskıların etkisini yitirdiğini, en azından psikolojik açıdan 'korku eşiği'nin aşıldığını söylemek mümkün. Kürd ulusal sorununa duyarlı insanların önünde iki seçenek var: Ya maçı trübünden izleyerek birilerinin başarısını alkışlamak, birilerinin de başarısızlığına sevinmekle yetinecekler; ya da sahaya inerek kendi gelecekleri/kaderleri üzerinde söz sahibi olacaklar. Marks'ın, bazı filozoflara yönelik eleştirisi Kürd aydınının içinde bulunduğu ikileme uyarlanabilir. Bilindiği gibi Marks, dünyayı yorumlamakla yetinen ve soyut felsefi kavramlar içinde çırpınan filozoflara yönelik eleştirisinde, dünyayı yorumlamanın yeterli olmadığını, aslolanın dünyayı değiştirmek olduğuna dikkat çekmişti. Kürd aydını için de şunu söyleyebiliriz, 'artık eleştirmek tek başına yeterli değil, önemli olan Kürd halkının yaşadığı ulusal yoksunluğu değiştirmektir' Bunun için öncelikli iş, nasıl bir örgüt ve örgütlenme? hangi ilkeler doğrultusunda ulusal birlik? Ulusal soruna duyarlı kesimleri bir araya getirmenin çerçevesi ne olmalı gibi sorunları kısa sürede tartışarak sonuçlandırmak gerekiyor. Bu tartışmanın sağlıklı ve verimli olabilmesi için herkesin 'özgür bir birey' olarak tartışmaya katılması, geçmişin kalıplarından, grup sözcüsü psikolojisinden ve örgüt fetişizminden sıyrılması gerekiyor...

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin
Puanlama
0