Anasayfa | Yazarlar | Berzan Botî | İŞGAL RÜYASI SONA ERECEK Mİ?

İŞGAL RÜYASI SONA ERECEK Mİ?

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font

             

 

 

Tarihin işleyişini, hareketini, değişimini ve yasallığını hiçe sayıp ona köhnemiş düşüncelerini giydirmeye çalışanlar,  gerçeklikle yüzleşip düşüncelerinin bir giysiden ibaret olduğunu anladıklarında sersemleşirler. Tıpkı işgal ve talan hayaliyle tutuşup Güney Kürdistan’a giren ve kaçarcasına geri dönen Türk devletinin şu an yaşadığı sersemlik gibi.

 

Merak edilen konu, sersemlik ve şaşkınlık geçtikten sonra ne/neler yapılacağıdır?

 

Değişim ve gelişimin yönü görmezlikten gelinip tarihle inatlaşmaya devam mı edilecek, yoksa değişime uyum sağlamak için donmuş, eskimiş ve realitede karşılığı kalmamış düşüncelerde köklü bir değişime mi gidilecek?

 

Tarihsel gelişimin, değişimin yönünü göremeyen, görmek istemeyen Türkiye, yaklaşık iki asırdır yaşadığı değişimi de dış dinamiklerin etkisiyle yaşadı. İç dinamiklerin toplumsal değişimde olumlu rol oynamasına olanak verilmedi, ket vurularak, yasaklanarak ve yok edilerek etkisiz kılındı bu güne kadar.

 

Değişimde belirleyici olan dış etkenler, değişimi kendi çıkarlarıyla sınırlı tuttukları için de köklü değişimlerden çok, biçimsel değişimlerin yaşanmasına neden olabildiler ancak.

 

AKP, Amerika ve Avrupa’dan aldığı destekle ayakta kalabildiğinin bilinciyle, özellikle iktidarının ilk dönemlerinde kısmi demokratik açılımlarla statükonun dışına çıktı dönem dönem. Ancak geleneksel devlet politikasından gerçek kopuşu sağlayamadı. Başka bir deyişle, kopuşu sağlayacak kadar cesur ve düşünsel gelişmişliğe sahip olamadı AKP.

  

Son dönemlerde yaşananlara bakıldığında AKP’nin geleneksel politikalardan kopamadığını, özellikle Kürd sorunu söz konusu olduğunda “Türk-İslam” sentezinin beyinlerinin tümünü işgal ettiğini, statükonun dışına çıkma hamlelerinin zorunluluklardan kaynaklandığını söylemek için yeterli veriye sahibiz.

 

Asker cenazelerinde Akif Ersoy ve Necip Fazıl’dan şiirlerle ölenleri kutsayan Erdoğan, katıldığı Ankara Gençlik Kolları kongresinde (mehter takımı eşliğinde) ‘Osmanlıyız Biz’ marşını coşkuyla söyleyerek demokrasi kültürüne ve Kürd gerçekliğine ne kadar uzak olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

 

Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde ordu ve diğer Kemalist kurumların baskılarını hafifletmek için Güney Kürdistan liderliğine ve hükümetine karşı geliştirilen saldırgan kampanyaya katılan AKP, iç çelişkileri kendi lehinde çözmek için Kürdlere karşı saldırganlaşmada sakınca görmediğini ortaya koydu. Bu açıdan bakıldığında Güney Kürdistan’a saldırı ile türban yasağını kaldırma girişiminin eş zamanlı oluşunu da tesadüf olarak görmek olanaklı görünmüyor.

 

Bütün bu olumsuzluklarına rağmen AKP’yi görece iyi kılan şey, Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da etkili olan partilerin çok daha kötü bir politikaya sahip olmalarıdır sadece. Demokratik adımlar attığında aydınlardan ve Kürd halkından destek alan AKP, bu değişim sürecini yavaşlattığında veya demokrasiyi ve özgürlükleri sadece bir kesime layık gördüğünde verilen desteği kaybetmekle kalmaz aynı zamanda haklı ve sert eleştirilerin de hedefi olur.

 

Demokrasi, insanların refahı, mutluluğu, özgürce yaşaması için bir araçtır. Öyle bir araç ki, değişimin olumsuz yönde olmaması için sürekli korunmaya, gözetilmeye ve geliştirilmeye ihtiyaç duyar. Soyut demokrasi sistemi, somut organlara dönüştüğü ve herkesi kapsadığı zaman anlamlı olur ancak. Aydınları, Kürdleri, Ermenileri ve diğer kültür/inançları unutup belli bir çevreyle sınırlı bir araca dönüşürse adı demokrasi olmaz, olsa olsa ‘yeni Osmanlıcılık’ olur. Başta Ahmet Altan olmak üzere bazı aydınların AKP’ye yönelik sert eleştirilerini de bu çerçevede değerlendirmek/anlamak gerekiyor.

 

 Türk ordusunun Kürdistan’a girmesi, Türkiye’de egemen olan bir anlayışın dışa vurumuydu. Bu anlayış, koşullar elverdiğinde Güney Kürdistan’ın egemenlik altına alınmasını bir hak olarak görüyor. Tüm kardeşlik söylemlerine ve gelişebilecek olumlu havaya rağmen bu işgal düşü daha uzun süre devam edecektir; tarih, bu düşün gerçekleşemeyeceğini suratlarına defalarca çarpsa bile.

 

              İşgal Provası Neler Gösterdi?

 Bütün dünya ile baş edebileceği sanılan Türk ordusunun her türlü silah, teknik ve araç - gereç üstünlüğüne rağmen Kürd gerillası karşısında hezimete uğradığını gösterdi.

 

Demokratik özerklik, konfederalizm, ekolojik toplum gibi kavramlarla Kürd halkını ve gerillasını ulusal demokratik mücadeleden uzaklaştırıp Kemalistleştirme çabalarının amacına ulaşmadığını gösterdi.

 

Yüz yılı aşkın bir deneyim/birikim/kültür üzerine inşa edilmiş sağlam bir binanın çürük çatısını ele geçirmenin binayı yıkmaya yetmediğini gösterdi.

 

Soğukkanlı tutumuyla Güney Kürdistan siyasi iradesi, hem iki yönlü provokasyonun engellenebileceğini hem de kararlı duruşla olası bir işgale izin verilmeyebileceğini gösterdi.

 

Amerika’nın, çıkarı için herkesi her şeyi feda edebileceğini, dostluklarının da düşmanlıklarının da çıkarlarıyla bağlantılı olduğunu ve sürekli değişebileceğini bir kez daha gösterdi.

 

Dış etkenlerden dolayı ‘zoraki demokratlığı’ seçenlerin uygun zemin oluştuğunda eski tutuculuklarına/sinsiliklerine tekrar dönebileceklerini gösterdi.

 

 Şiddet ve saldırganlığın sorunları çözmediğini, çözemeyeceğini, kendimize hak gördüğümüzü başkasına da görmemiz gerektiğini gösterdi.                

 

Toplumsal barış için piyasa tacirlerinin soyut barış söylemlerinin yetersizliğini ve gerçek barış için Kürd halkının kendi kaderi üzerinde söz sahibi olması gerektiğini gösterdi.

 

Demokrasinin, statükocu güçlere taviz vererek değil, sistem tarafından dıştalanan kesimlerle uzlaşılarak korunup geliştirilebileceğini gösterdi.

  

Tarihle ve onun gelişim yasalarıyla inatlaşmak yerine, ona uygun düşünsel ve toplumsal dönüşümü gerçekleştirmek gerektiğini gösterdi.

 

 AKP’nin varlık koşunun bu göstergeleri dikkate almaya, zoraki demokratlığını gönüllü demokratlığa dönüştürmeye bağlı olduğunu gösterdi.

 

 Hem Güney Kürdistan’ı tanımak hem de Kuzey’de çözüme yönelik radikal adımlar atmaktan başka akılcı bir seçeneğin olmadığını gösterdi.

      

 

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin
Puanlama
5.00