Anasayfa | Yazarlar | Berzan Botî | Sayın Zilan Ve Komünizmle Mücadele Dernekleri

Sayın Zilan Ve Komünizmle Mücadele Dernekleri

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image 'İslama evet ama şiddete hayır!..'

Dahası, Türkiye cumhuriyetinin ideologu olan Ziya Gökalp’ın, ‘Türkleşmek, İslamlaşmak, Muassırlaşmak" olarak sistematize ettiği ve T.C.’nin düşünsel alt yapısını oluşturan Türk milliyetçiliğinde/Kemalizm’de/ bu günkü devlet yapısında komünizm değil İslamiyet göze çarpmaktadır.

 

       

    

Sayın Sıtkı Zilan ‘AKP’nin Geleceği Ve Kürdler’ başlıklı yazısında Türkiye’yi ‘son komünist ülke’ olarak tanımlıyor!

 

Daha önce de benzer ifadelerine rastladığımız Sayın Zilan, ‘Kemalizm ile komünizm’, ‘T.C. ile Komünizm’ arasında bir ilişki, bir bağ hatta bire bir örtüşme varmış gibi bir izlenim vermeye çalışmaktadır. Bu çaba, sadece tarihsel gerçekliği inkâra götürmekle kalmaz, mantık ilkelerinin de göz ardı edilmesini kaçınılmaz kılar.

 

Önceki yazılarda, böyle bir izlenim vermeye çalışmanın yanlış olduğunu, Türkiye’de pozitivizm ile Marksizm arasında bilinçli olarak bir bağ kurulmaya çalışıldığını ve bunun sol değerleri çarpıtmaya, sistemin hizmetine sokmaya yönelik bilinçli bir politika olduğunu, sıkça vurgulamaya çalıştım.

 

 Sayın Zilan’ın yanlışta ısrar etmesi (bana göre) bire bir tartışmayı zorunlu hale getirdi.

 

Birincisi;

Türkiye cumhuriyetini, Kemalizm’i komünist olarak tanımlamak her şeyden önce mantıksal açıdan tutarsızlık içeriyor...

 

Müslüman ateist’ veya ‘evli bekar’ nitelemeleri mantıksal açıdan bir çelişkidir. Birinin varlığı diğerinin yokluğuyla olanaklıdır çünkü.

Aynı şekilde  ‘Çocuğu olmayan anne’ nitelemesi de mantıksal açıdan bir çelişkiyi/tutarsızlığı ifade ediyor. Çünkü anne olmak için kadın olmak yetmiyor, annelik, çocuk sahibi olmakla elde edilen bir sıfattır.  Bu tür nitelemeler gerçek anlamıyla kullanıldığında çelişki kaçınılmaz olur, olsa olsa mecaz anlamda kullanılabilirler.

 

Şayet mecaz anlamda kullanmıyorsa Sayın Zilan, ‘komünist ülke’ (ki burada ülke devlet anlamında kullanılmıştır) tanımlamasıyla olanaksız bir birlik yaratma çabasındadır. Çünkü devlet ile komünizm birlikte var olamazlar, birinin varlığı diğerinin yok olmasıyla olanaklıdır.

 

Komünist toplum’ devletsiz toplum anlamındadır, ‘ilkel komünizm’ de devletleşme öncesi bazı yaşam biçimleri için kullanılmaktadır.

 

İkincisi;

 ‘İttihat ve terakki’ anlayışı üzerine inşa edilen Türkiye cumhuriyetinin, söylendiği gibi ‘anti - emperyalist’ bir mücadele vermediği, (Sovyetlere karşı kalkan görevi yapsın diye) emperyalist devletlerin bir projesi olarak ortaya çıktığı, bu proje gereği Ermeni ve Kürdlerin feda edildiği bu gün artık bilinmektedir.

 

Türkiye cumhuriyetine yönelik ‘jakoben’ ‘aydın despotizmi’ ‘ırkçı’ ‘Türk-İslamcı’ ‘laik despotizm’ gibi tanımlamalara sıkça rastlanırken, felsefi açıdan da ‘pozitivizm ve pragmatizm’ hemen hemen bütün siyaset bilimcilerin ortak tespitidir. Buna rağmen sayın Zilan’ın, ‘komünizm’ eklentisini hangi nedene dayandırdığını ve neden buna ihtiyaç duyduğunu anlamak zordur.

 

Dahası, Türkiye cumhuriyetinin ideologu olan Ziya Gökalp’ın, ‘Türkleşmek, İslamlaşmak, Muassırlaşmak" olarak sistematize ettiği ve T.C.’nin düşünsel alt yapısını oluşturan Türk milliyetçiliğinde/Kemalizm’de/ bu günkü devlet yapısında komünizm değil İslamiyet göze çarpmaktadır.

 

Çarpıcı başka bir bilgi de, ikinci meşrutiyetin ilanından sonra(1908) meclisin açılışı, batıcı olmanın simgesi olarak, bando takımıyla yapılmışken; TBMM ‘nin açılışı din adamları eşliğinde kuran ile yapılmıştır.

 

Diyanet işleri başkanlığı gibi bir kurumun varlığı, imam hatiplerin Atatürk tarafından kurulmuş olması, din derslerinin zorunlu olarak okutulması ve daha birçok benzer göstergeye rağmen devleti ‘Komünist’ olarak nitelemek, ne tarihsel gerçeklerle ne de bu günkü somut durumla bağdaşır.

 

Mevcut sistemin oluşmasında ve varlığını korumasında, en az yüzde elli katkı payına sahip bir anlayışı (siyasal İslam) benimseyen birisinin devlete dair, Komünizm’ nitelemesi ilginçtir!

 

Üçüncüsü;

2006’da, George W Bush’un, Westpoint Akademisinde, askerlere yönelik konuşmada “Biz ABD, Türkiye ve Yunanistan, bütün Avrupa’yı, aslında, dünyayı da komünizmden kurtardık, unutmayın.” Şeklindeki ifadeleri üzerinde durmakta yarar var.

Bu konuşmaya en sert tepkinin milliyetçi- muhafazakar kesimden gelmesinin nedeni, yıllarca söyledikleri ve bu yolla kitleleri uyuttukları “komünizme karşı mücadele ederek ülkemizi dinsizlerden kurtardık” söyleminin yalan olduğunun ortaya çıkmasıydı.

 

Bush’un söylediği, 1950’lerde Truman doktrini çerçevesinde Yunanistan ve Türkiye’de nasıl örgütlendiklerini, ‘komünist tehlike’ye karşı milliyetçi-dinci kesimleri nasıl harekete geçirdikleri, onları nasıl yönlendirdikleri idi. Bu söylem, ‘anti – komünist’ mücadelenin kaynağı, finansmanı ve fikir babalığını ortaya koyduğu için anlamlıydı.

 

Bilindiği gibi aynı yıllarda Türkiye’de ‘komünizm ile mücadele dernekleri kuruluyor. Bu derneklerin amacı dernek korucuları tarafından şöyle açıklanmıştı:

"Millî bünyemizi meydana getiren ve kuvvetlendiren, millet olarak yaşamamızı sağlayan unsurları takviye ederek komünizmle fikir yoluyla mücadele etmek ve bu gayeye ulaşabilmek için tarihe, vatana ve Allah'a bağlılığı kökleştirmektir."

Bu derneklerin, bu günkü ırkçı/faşist yapılanmaların kaynağı olduğu biliniyor artık. Bu derneğin Erzurum korucularından birinin de, Fethullah Gülen olması da İlginç bir tesadüf(!) olmalı…

Yetmişli yıllarda, Yine Amerika’nın devreye soktuğu ve 'yeşil kuşak' olarak adlandırılan projede İslamcıların rol alması (bu günkü Bin Ladin ve benzer anlayıştaki oluşumların bu projenin ürünleri olduğu ve CİA tarafından eğitildikleri inkar edilemez), rol alanların ‘komünizme karşı mücadele ve dini kurtarma’ söylemleri dikkat çekicidir.

 Türkiye’de, bu mücadele içinde yer alanların 12 Eylül darbesinden sonra mükafatlandırıldıkları, bu dönemde palazlandıkları da hepimizin bildiği gerçeklerdir. Kısacası anti-komünist söylemin ortaya çıktığı her yer ve zamanda CİA ve diğer Batı’lı istihbarat örgütleri ile onların kuyrukçusu Türkiye ve benzeri devletleri görüyoruz.

 Reel sosyalizm çökmüşken, Kuzey Kürdistan’da eski sosyalistlerin çoğu Amerikancı olmuşken, Kürd sorununa duyarlı hemen hemen herkes Ulasal-demokratik mücadeleyi öncelik olarak kabullenmişken bu, komünizm vurgunuzun nedeni ne olabilir Sayın Zilan?

İster sol, isterse İslamcı görünümde olsun, bazı örgütlenmelerin devlet güdümlü olduğu ve bu örgütlerin yaratılan yapay çelişkilerle ‘Kürd halkının ulusal mücadelesine darbe vurduğu’ bir iddia olmaktan çıkıp somut delillerle ortaya konulmaktadır günümüzde.

 Ergenekon gibi bir yapılanma deşifre olmaya başlamışken, onun Kürdistan’daki ayakları/bağlantıları (Hizbullah ve PKK) Kürd halkı tarafından sorgulanma aşamasındayken, bu iki yapıya düşünsel yakınlığı olanların söylemleri ciddi tehlikelere zemin hazırlayabilir.

Bir tarafın, “şeriat tehlikesi’ üzerinde durup laiklik vurgusu yapması diğer tarafın da “komünizm tehlikesi” ni dillendirip din kardeşliğine vurgu yapması yeni bir iç çatışma tehlikesinin işaretleridir.

 Bu iki yapının ortak yanı devlet tarafından kontrol edilmeleri, yönlendirilmeleri ve Kürd halkının özgürlük mücadelesine zarar vermeleridir. Bu belirleme, özellikle üst düzey yöneticiler için geçerlidir. Deşifre olmaya başlayan ve ‘sosyalizm- İslam’ söylemlerinin altında yatan devletçi kimlikleri artık gizlenemeyen bu yapıların tekrar karşı karşıya gelmesi, devletin güçlenmesi Kürd halkının zarar görmesi demektir.

Kürd halkının ulusal önceliğini göz ardı edip sınıfsal mücadeleyi ön plana çıkarmak ne kadar gereksiz, anlamsız ve zararlıysa, komünizm tehlikesinden söz edip dini duyguları okşamaya kalkışmak da o kadar anlamsız, zararlı ve de tehlikelidir.

 Yeni/yeniden bir iç çatışma tehlikesi, söylemlerimize dikkat etmemizi, kullandığımız kavramların, nitelemelerin neye/kime hizmet ettiğini bilmemizi gerektiriyor.

Komünizme saldırmak, belli çevrelerce sempatiyle karşılanabilir. Çünkü ‘Komünizm din düşmanıdır’ ‘din dışı her düşünce komünistliktir’ anlayışı bu sistem tarafından yıllarca insanlara aşılandı.

Bu nedenle komünist lafı duyulunca her türlü kötülüğün kaynağı o insanların aklına geliyor. Bu insanlar, ‘komünizmin her türlüsüne karşı’ tepkisel bir tutum içindedirler.

Bu bilinçsiz tepki, 12 Mart yargılanmalarında geçtiği söylenen bir olayı hatırlatıyor… 12 Mart döneminde komünist olduğu gerekçesiyle yakalanan sağ görüşlü bir insan mahkemede, savcıya hitaben, “ Sayın savcı, bir yanlışlık vardır, ben anti - komünist bir insanım” der. Bunun üzerine savcı hiddetlenerek, “Antisi mantisi fark etmez, biz her türlü komünizme karşıyız” der….

Dördüncüsü;

Kuramlar, kuramsal düzeyde tartışılıp, eleştirilmedir. Birilerinden veya bazı oluşumlardan yola çıkarak kuramları eleştirmek düşünsel bir katkı sağlamaz ve olumlu bir sonuç vermez; olsa olsa kısa ve basit yoldan bazı insanları etkilemeye yarar.

 Bu kısa ve basit yoldan yararlanmak isteyen birileri de, Ali Kalkancı, Fadime Şahin, Müslüm Gündüz ve Hüseyin Üzmez gibi olumsuz kişiliklerden yola çıkarak İslamı mahkûm etmeye kalkışır. Bu basit yollardan eleştiriye uğramak istemeyenler, öncelikle kendileri bu yola başvurmaktan vazgeçmelidir.

Beşincisi;

Demokrasiyi sindirmek, farklı inanç ve düşüncelerin kendilerini ifade etmesine tahammül etmeyi gerektirir. Yerleşmiş yanlış anlayışlardan biri de, inanca saygının sadece dini inanca, islama hatta sunni mezhebe saygıyla sınırlandırılmasıdır. Oysa inançlara saygı, tüm farklı inançları kapsadığı gibi inançsızları da kapsar.

Mevcut sistem ile komünizm arasında özdeşlik kurmak bir komüniste yapılabilecek en ağır hakarettir. Bu hakarete uğrayan biri olarak tepkimi, Müslümanlara/inançlılara yöneltme basitliğine düşmeyeceğim. Ve Sayın Zilan’ın bu hakaretini bilgi eksikliğine bağlamak istiyorum. Bilgi eksikliği, hepimizin ortak sorunudur kuşkusuz. Önemli olan bu eksikliği giderme noktasında samimi ve istekli olabilmemizdir.

     

Yorumlar (7 gönderildi):

ali .. 04 Aug, 2008 04:39:16
avatar
1)ladinini var eden amerika değildir. sadece amerika süreci kendi lehine değerlendiriyor.
2)t.c komünst veya faşist olsun ikiside genel bellekte devlet geleneği olarak aynı icraatları yapmıştır. birisi evrim teorisi ile faşist uygulamalr yapmıştır birisde kominal toplum teorileri...sonuçta rusya sosyalist....almanya faşisttti. ikiside aynı icraatı yapmıştır. teori pratiği yönlendirmiyorsa pratik her zaman geçerlidir.
3)islamcılar sosyalist ve ateist akımlara karşı samimi kaygıları vardı. bu kaygılar devletlerin kaygıları ile örtüşmesi bir birini koruyup kolladıkları anlamına gelmez.
4)islamcıların sosyalist ve ateist akımlara karşı itikadı olarak samimi bir karşı duruşa sahib olmaları-sosyalist bolok karşısında ehli kitap olanla bir şekilde samimi kaygılara sahib olması reel politik olarak anlaşılır olmalıdır.
5)bazı proje insanlarla idolojilerin kodlarını karşılaştırmak bundan mantıksal çıkarımlar yapmak biraz fazlaca iyimserlik olmalıdır.
6)benim kanım türkiye son alman ve italya fasiştlerinin kalıntılarını taşıyor. ama rusyayı komünist kabul edeceksek pratikte pek fazla bir farklılığa sahib olmadığını görebiliyoruz.
..................................
şeriatı devlet sisteminde görmenin kaygısını samimi paylaşanların - inananların komünist iktidara eleştirsini samimi kabul etmemesi bana göre çelişkidir.
Hadi S. .. 04 Aug, 2008 05:14:54
avatar
sayin berzan boti, felsefi konularla ilgili bilginizden istifade ediyorum. eger komünizmi felsefi anlamda savunuyorsaniz,din sizin icin "afyon" dur sonucunu cikarabilirim.cünkü marks fesefi acidan dini afyon olarak tanimliyor. Komunizm felsefi anlamda Allahi inkar eden Pozitivizmle birebir ürtüsmektedir.

Simdi gelelim kemalizme: yön türklerin uzantisi olan ittihati teraki cemiyeti ve bunlarin uzantisi olan günümüz chp si kemalist degil mi? Dünyada sosyal demokrat anlayis sosyalizmin orta yolu olarak kabulediliyor. Kemalist chp kendini sosyal demokrat olarak tanimlamiyor mu? Eger sayin sidki zilanin kasti bu anlamda ise, sahsen bir sorun görmiyorum. Kasti baska bir sey ise, herhalde kendisi yanit verecektir.

sol idolojik gözlüklerle elestirel olmaniz, pek saglikli görmiyorum. hele hele .." bu günkü devlet yapısında komünizm değil İslamiyet göze çarpmaktadır" ifade etmeniz, son derece yanlis buluyorum. Bu gün dünya islam ülkeleri icerisinde islamamin "i" sine yer vermiyen tek ülke tc dir. Bunun aksisini söyliyorsaniz buyrun. Ha diyanet kurumunu kast ediyorsaniz, o zaten kemalizm devletin bir ayagidir.
insan .. 04 Aug, 2008 07:59:24
avatar
Sayin Boti Zilan'in bilinc altindaki anti-komunizm veya anti-sosyalizm zaman zaman yazilarinda gozlemlenmektedir ve bu bilincli bir tasta iki kus vurma kurnazligidir.Tipik bir AKP mantigidir.Kemalizme vururken olasi bir boslukta faydanlanacak sosyalistleride etkisiz kilmanin yontemidir.Iktidar savasinda karsisina cikabilecek alternatifleri bertaraf etmenin ustaca bir yoludur ve bunlar ozunde demokrat olamazlar.Biz bilimci sosyalistler Islama veya dine bakis acimizi koklu bir bicimde degistirirken bunlar eskiden pek farkli degillerdir.Yine azili komunizm dusmanlaridir ve bu idelojiyi bitirmek icin her yolu denerler,Osmanlidir bunlar oyunlari bitmez bunlarin kisacasi.Bunlar binlerce komunistin kanina giren TC yi bile komunist olmakla itham ediyorlarsa
dusunun artik ne tur yaratik olduklarini.Selamlar
emir .. 04 Aug, 2008 08:07:19
avatar
postmodernizmin bir ozellgide zitlari ayni gostermektir allah askina nasil oluyorda kemalizmle komunizm ayni oluyor hangi kitap yaziyor bunu berzan boti neden o kitabi okumadi biz okumadikta sizin elinize mi gecti bi tek sizin icin mi basildi o kitap sorum sitki zilan ve tayfasina
politik rahmetli tasu cller son komunist ulke turkiyeyi yikip yeniden kuruyoruz demistide herke tersinden gulmustu kadin dunynin en gerzek basbakanlarindan biri siralamasina girmisti unuttunuz galiba o gunleri sevgili arkadaslar size sasiyorum tc kemalizm komunistmis daha daha neler konusmak kendini ifade edebilmek demokrat olmanin ôlgunluklarindan biri ama kendini bilmekte demokrat olmak icin olmazsa olmaz degil mi sitki zilan ve saz takimi yoksa kimse sizi ciddiye almaz bilmeden konusup filozof olmus bir kimse yok dunya uzerinde ilim ilim ilmektir ilim kendin bilmekir degilmi tesekkurler berzan kendini bilmeyenlere n azindan bi hatirlatma yaptin
berfos .. 04 Aug, 2008 11:43:19
avatar
"Yerleşmiş yanlış anlayışlardan biri de, inanca saygının sadece dini inanca, islama hatta sunni mezhebe saygıyla sınırlandırılmasıdır. Oysa inançlara saygı, tüm farklı inançları kapsadığı gibi inançsızları da kapsar.

Mevcut sistem ile komünizm arasında özdeşlik kurmak bir komüniste yapılabilecek en ağır hakarettir."
Boti söylenmesi gerekeni sölemis.Ellerine saglik.Sunu tekrar vurgulamakta fayda var, " Yerleşmiş yanlış anlayışlardan biri de, inanca saygının sadece dini inanca, islama hatta sunni mezhebe saygıyla sınırlandırılmasıdır. Oysa inançlara saygı, tüm farklı inançları kapsadığı gibi inançsızları da kapsar."Bu basit olguya riayet etmeyeblerin sözlerinin agirligi olamaz...
.. 05 Aug, 2008 02:07:09
avatar
Sevgili Berzan Boti!Yorumunuza yurekten katiliyorum.Ben genclik yillarin univerte surecinde sol yapilar icindeyken kurt oldugum,Kurdistan diye biz cografyanin varligini orada farkina vardim.Daha sonraki sureclerde ken gercekligimle ulkem ve tarihimle yuzleserek kendimi ve koklerimi kesfettim.Bunu marksistlere borcluyum.Kaldi ki kemalist olmayan gercek marksistler UKKTA ilkesini marksistler savunmustur.Begen ve begenmeyenmeyelim o cografyada kurt halkinin gercek dostlari maksistlerdir.Inkarcilik ve reddcilikle bir yere varamayiz.Dini duyarligi olan kurt kokenli kurtler her zaman turk sagcilarla hareket ettiler.Ummetcilik adi altinda kendi gercekliklerini inkar ettiler.30 yillik pratikleri ortada.Marksistler ve gercek sosyalistler o ulkenin gercek vicdanlari.Sevgili Berzan Botinin yorumunu cok anlamli buluyor katiliyorum.Munzur Mahmutoglu
ali .. 06 Aug, 2008 04:34:04
avatar
sevgili sosyal demokratlar..,,

ümmetçilik= universal=enternasyonal

yanisi bir müslüman kendi peyagamberlerinin tüm insan oğlunun peygamberi olduğuna inanıyor. ve tüm insanları bir ümmet olarak kabul ediyor..

sol düşünce savunmasında unbiversalı, enternasyonalı kabul eden zatların...mevzu islama gelince ulusalcı ve faşist dahi algılacak bir düşünce olan '''ümmetçiliğe düşman olmak''' çelişkisini bana izah edecek bir solcu varmıdır.

bugün solcularında, müslümanlarında bir tür sıkışma ve darlaşma olan ulusalcı kimlikle kendini ifade etmesini kemalistlerin tutmuş bir aşısı olarak görmekteyim...

bir tez ileri süreyim. bugün amerika islamcıların ve müslümanların ümmetçiliğinden ve insancılığından emin olsaydı- iklim deşişikliğiyle amerikanın yaşanmaz hale geleceğivarsayımıyla ortadoğuya yerleşmesini-* bu kadar zalimce acaba yaparmıydı.

iklim ve soğuktan dolayı bir dram yaşayan amerikan halkına el uzacak kadar yüreğimiz var mı??? bu soru ümmetçiliğinde, universal ve enternasyonaliğinde tornosuludur...

solcu kardaşlarım ümmetçiliğe düşman olmakla faşist algıya kaydıklarını görebilecek ferasettedirler mi???
islacılarda düşmanlık üzerine kurulmuş tezlerin ulusal algının yansıması olduğunun farkındalar mı???

keşke solumuz sol olsa, islamcılarımızda ümmetçi olsa bu kadar dar kafalarla uğraşmaz olurduk herhalde....

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin