Anasayfa | Yazarlar | Berzan Botî | Fethullah Gülen Kimdir, Kimin Alternatifidir?

Fethullah Gülen Kimdir, Kimin Alternatifidir?

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Foto Orjinal : http://www.nuradogru.com/forum/showthread.php?tid=1713

Nasıl ki, illegal alanda PKK’nin alternatifi Hizbullah ve İBDA-C değilse, legal alanda da DTP’nin alternatifi Gülen ve cemaati değildir. Bunları alternatif olarak sunmak, hem PKK/DTP tabanına hem de Kürd halkına yapılmış bir haksızlık/saygısızlık olur. Çünkü PKK/DTP yöneticilerinin içinde bulunduğu çirkin ilişkiler, tabanın yurtseverliğine, dürüstlüğüne, fedakârlığına gölge düşürmez/düşürmemeli. Gülen, olsa olsa ergenekonun alternatifi olabilir ancak.

                        Kavramlara o kadar farklı anlamlar yükleniyor ki, söz konusu kavramların kullanıldığı yazılar/makaleler      tırnak içine almalarla doluyor; bu da verilmek istenen mesajı ister istemez bulanıklaştırıyor.

 Sol ve faşizmin iç içe geçtiği Türkiye’de ‘sol’u tırnak içine almak zorunda hissediyoruz kendimizi. Çünkü evrensel sol değerleri dıştalayan, militarizmi ve onun güdümündeki çeşitli çeteleri destekleyen, ırkçı/kafatasçı düşünceleri ‘sol’ adı altında savunan ve ne yazık ki birçok insanı bu yönde etkileyen, her kuruma sızmış örgütlü bir güçle karşı karşıyayız. 

 Aynı şekilde din/inanç denilince de, ‘Türk-İslam’ sentezcileri, dinin sistem tarafından araç olarak kullanılması, halkın toplumsal sorunlardan uzaklaştırılma çabası akla geliyor ilk önce. Yani dinin siyasallaşmış yönü ilk çağrışım olarak karşımıza çıkıyor.

Bu durum dinin şimdiye dek toplumsal sorunlarda oynadığı rol ile açıklanabilir. Böyle olduğu için, din/inanç konularına dair belli kavramları da tırnak içinde kullanmak zorunda kalıyoruz.  

 Aynı kavramlara farklı toplumlarda, aynı toplumun farklı dönemlerinde veya bir toplumun farklı kesimlerinde (aynı zaman dilimi içinde) başka başka anlamlar yükleniyorsa, söz konusu kavramları toplumsal gerçeklikten soyutlayarak ele almanın sağlıklı bir tartışma ortamına katkı sağlamadığını/sağlayamayacağını gösteriyor. 

 Geçmişten günümüze dek uzanan süreçte birçok düşünürün farklı anlamlar yüklediği ve dost-düşman ayrımında duruşumuzu önemli ölçüde belirleyen ‘iyi’ kavramından ne anladığımızı açıklamadan birilerini olumlama veya olumsuzlama noktasında objektif davranma olanağını yakalayamayız.… 

 Öyleyse iyi nedir ve bizler iyiden ne anlamalıyız? 

 İyi, kimine göre ahlaklılıktır; kimine göre bilmektir; kimine göre doğaya uygun yaşamaktır; kimine göre tanrının isteğine boyun eğmektir; kimine göre insanın özünde bulunan ahlak yasasına uygun davranmaktır; kimine göre haz veren ve kimine göre ise yararlı/faydalı olandır…  

Bazı “ilkel” kabilelerde, ‘yaşlanan anne-babayı öldürmek’ toplumsal bir sorumluluğu yerine getirmek ve iyi olarak değerlendirilirken, aynı eylem toplumların çoğunda vahşice/canavarca ve kötü olarak görülür.

 Bu çarpıcı örnek, iyi-kötüyü yaşanan toplumsal koşullardan bağımsız olarak değerlendirmenin olanaklı olmadığını, belli bir yer ve zamanda iyi olanın başka yer ve zamanda kötü olabileceğini göstermesi bakımından öğreticidir.

 Aynı şekilde sorun yaşayan karşıtlardan bir taraf için iyi olan diğer taraf için kötü olabiliyorsa (Kürdler açısından bağımsızlık iyi, T.C. açısından ise kötüdür) önceliğimizi dikkate almak ve bu önceliğimizin insanlığın everensel değerleriyle çelişmemesine özen göstermeliyiz. 

 Kürd halkının, insanca olan ve aynı zamanda (istisnalar dışında) tüm halkların sahip olduğu ulusal taleplerinin evrensel değerlerle çelişmediği bir gerçek. Bu talebin karşılanmasına katkı yapan girişimleri iyi olarak görmek başkalarına yapılmış bir haksızlık da değildir. Bu nedenle bu talebin karşılanmasına yönelik her olumlu katkıyı ‘iyi’ engelleyici yaklaşımları da ‘kötü’ olarak değerlendirebiliriz.

 Yaşanan toplumsal sorunlar ve bu sorunlara karşı takınılan tavır, birinin veya bir olayın neye/kime göre iyi olduğunu dikkate aldığımızda, hem kimseye haksızlık yapmış olmayız hem de kimseyi gereksiz yere yüceltmiş olmayız… 

 Kürd halkının öncelikli sorunu ulusal olduğuna göre, ulusal soruna duyarlı insanların iyilik Kriteri de, ‘ bu soruna karşı takınılan tavır’ olmalıdır. Kürd halkının bu temel ve aynı zamanda insani sorununu inkâr eden, görmezden gelen, insanlığın ortak bir sorunu olarak görmeyen ve çözümü için çaba sarf etmeyen birine iyi diyebilir miyiz?

Bence hayır.

 Cevabı ‘evet’ olan birine ‘ulusal soruna duyarlıdır’ diyebilir miyiz?

Bence yine hayır.

 Çünkü ‘evet’ dediğimizde sadece kendimizle çelişmekle kalmayız aynı zamanda yaşanan kafa karışıklığının devamına da yardımcı olmuş oluruz. 

 Fethullah Gülen İyi Midir, Kötü Müdür? 

 Sistemlerin/devletlerin homojen bir yapıya sahip olmadığı, ortak amaçlarına rağmen farklı çözüm önerilerine sahip kesimlerin aynı sistem içinde yer alabildiği, farklı yaklaşım/davranış biçimleriyle bir kesimin daha ılımlı olabildiği, iç çelişkilerin dönem dönem keskinleşebileceği gibi özellikler dikkate alındığında, göreli iyi ve kötüyü görme şansımız olur.  Kime/neye göre iyi veya kötü ayırımını yapmak, tümden olumlama ve tümden olumsuzlama ikileminden kurtarır bizi. Gülen, Kemalistlere göre iyi midir?

Bence evet.

 Ergenekoncuların,’Kürdleri nasıl imha ederiz’ anlayışıyla yaptıkları toplantılar ile Gülen cemaatinin, ‘Kürd sorunu’ başlığıyla ve demokratik bir ortamda gerçekleştirdiği toplantılar kıyaslandığında, Gülen’in daha insani bir yaklaşıma sahip olduğunu söyleyebilir miyiz?

Bence evet.

 Türkiye’de yaşayan ve militarizme karşı sivilleşmeyi/demokrasiyi savunan (ulusal sorunu olmayan) insanların Kemalizm’e karşı Gülen’i desteklemesi doğru mudur?

Bence evet.

 Kürd Sorununa gelince;

Fethullah Gülen Kürd sorununa gerekli duyarlılığı gösterdi mi bu güne kadar?

Bence hayır.

 Gülen, Kürd sorununa, sistem dışı ve yapıcı bir çözüm getirme çabasında oldu mu?

Bence hayır.

 Gülen, Türkçülükten arınmış bir din kardeşliğine, bu kardeşliğin gerektirdiği eşitliğe inanıyor mu?

Bence hayır.

 Gülen, Kürd halkının, başta Türkler olmak üzere diğer halklarla eşit haklara sahip olmasından yana mı?

Bence hayır.

 Gülen, Kürd sorununun çözüm adresi olabilir mi?

Bence kesinlikle hayır.

 Kemalistlerin/ırkçıların baskı, inkâr ve şiddet yoluyla Kürdleri asimile etme politikalarına karşın Gülen, ortak inançtan yararlanarak ve daha ılımlı bir yöntem izleyerek asimilasyon politikalarını savunuyor demek haksızlık olur mu?

 Bence hayır. 

 İki farklı sorun ve kıyaslamada iki farklı kişilik çıkıyor ortaya. Bu nedenle birilerini savunurken veya saldırırken temel sorunumuzu, önceliğimizi ortaya koymalı ve hangi kritere göre iyi-kötü belirlemesi yaptığımızı söyleyebilmeliyiz.

  Kürdler adına konuşanların, durup dururken (gündemde Ergenekon gibi bir çirkinlik varken) Gülen’e saldırması ne kadar anlamsızsa birilerinin de durup dururken Gülen’i olumlaması da o kadar anlamsızdır. 

 Nasıl ki, illegal alanda PKK’nin alternatifi Hizbullah ve İBDA-C değilse, legal alanda da DTP’nin alternatifi Gülen ve cemaati değildir. Bunları alternatif olarak sunmak, hem PKK/DTP tabanına hem de Kürd halkına yapılmış bir haksızlık/saygısızlık olur. Çünkü PKK/DTP yöneticilerinin içinde bulunduğu çirkin ilişkiler, tabanın yurtseverliğine, dürüstlüğüne, fedakârlığına gölge düşürmez/düşürmemeli. Gülen, olsa olsa ergenekonun alternatifi olur ancak. 

 Bu noktada dindar Kürdlere düşen görev, derinlerde/karanlıklarda dolaşan örgütler ile Türkçülükle yoğrulmuş İslamcıları teşhir etmektir; tıpkı devrimcilerin PKK/DTP yöneticilerini teşhir etmesi gibi…  

‘Mutlak iyi - mutlak kötü’ ikileminden kurtulduğumuzda ve sorunlarla bağlantısında insanları/olayları değerlendirdiğimizde sadece iyi yanlarını veya sadece kötü yanlarını görmüş olmayız.

  Kötüde iyiyi, iyide kötüyü görmeye başladığımızda hem kalıplaşmış düşüncelerden sıyrılmış oluruz hem de geçici/kalıcı dost-düşman belirlemesinde doğru davranmış oluruz…

Yorumlar (7 gönderildi):

Erhan Midyatli .. 19 Jul, 2008 01:25:41
avatar
Merhaba Sevgili Berzan Boti

Yazin cok anlamli!
Önemli noktalara vurgu yapmaya calismissiniz ama bence eksik kalmis.
Bakiniz!..
Kurdstanda genelde kac tane camii var?
Ve Kac tane Fabrika var? Akademi veya üniversite sanat-meslek okulu var? Bilim-teknik ögreten kuruluslar var? Lisan egitimi veren kurumlar var mi?

Gidi Amede, Bingöle, Musa, Vs kac tane camii var ve insaati süren kac camiii var?´

Simdi bizde din ve iman sorunu yok.
En azindan ilk basta gelen sorun degildir. Siralama yaparsak ilk onda on numara ancak olur. Daha insan ve ulus olmaktan dogan haklarimiz yok, birileri fethullah dan bahs ediyor. Niye Cevdet bey Seyh Seid efendiden bahs etmiyor? O dahabüyük alim, din adami ve Kürt halkinin özgürlügü icin dar agacinda salanmadimi? EVET ..Bizi Fethullah mi kurtaracak? Bu ergenekon da Fethullahcilarla, Sözde Ulusalcilarin veya Kemalist-sözde laiklern iktidar kavgasidir. Olayda demokrasi-özgürlük ve adalet esit haklar taniyan demokratik bir manifesto-konsensus yok. ERGENEKON SUSURLUK GIBI OLACAK bazilari kurban verilip kapanacak. Türkiyede reformlar omalidir. Kürt halkinin talepleri kaale alinmadikca kim iktidar olursa olsun sorunlar bitmez.Ki bu günkü tartismalar veya hesaplasmalarda Kürt hareketinin sonuclaridir. Yoksa ABD ye kapagi ata Fethullahin mücadelesi sonucu olmamistir. Ki Fethullah hocanin islamin özü ile yukaridan-asagidan alakasi yoktur.

Selamlar.
mehmed said .. 19 Jul, 2008 08:13:34
avatar
Slav,
Bir hareketi, bir kurumu, bir düşünceyi değerlendirirken elimizde bir takım nesnel ölçüler olmalı ki maslahatını gözettiğimiz ideal ve harekete karşı konumunu belirleyebilelim. Türkiye' deki temel çelişkinin baş aktörü Kemalist yapılanmadır. Kürdi hareket bu temel gerçeği gözönüne alarak düşman ve dost önceliklerini belirlemelidir. Tutumunuz yerindedir. Diğer yandan İslami bir prensip olan ehven-i şer düşüncesi farklı açılımlar sunabilir. İçinde yaşanılan dönemin gerçekliği bu açılımlar için elverişli olabilir. Bu süreçte kendini İslamla ifade eden müslüman Kürtlere çok iş düşmektedir.
Spas...
cemal .. 21 Jul, 2008 03:24:13
avatar
yazar kardeşim çok yanlışsın.eğer bu ülkede f.gülen olmasaydı kürt kardeşlerimizin daha çok başı ağrırdı.gülen hareketi kürtlerle -türkleri kaynaştırmak,sevdirmek için uğraşsın.senin yaptığına bak.ayıptır kardeşim,senin bu yaptığına ihanet derler.adam keyfi için mi orada okul,yurt kolej açtırıyor.adam kendisi içinmi üstad bediüzzamanın yolundan gidiyor..gerçi inanmayan bunad iftira atmaya başlarya..neyse..siz yine ifitra atmaya devam edin..onlarda dünyaya huzur için cihat yapmaya devam etsin.
abdullah erdoğan .. 21 Jul, 2008 05:07:52
avatar
Yazınızda bazı doğrular olmakla birlikte bir dizi yanbış ve objektif olmayan yorumlar var.Ancak Ergenekon ile Gülen'in karşıtlığını yakalamanız bence önemli. Gerisi teferruattır. Gülen bırakın Kürtleri tüm insanları kendi konumunda kabul eden, bunun insanın fıtratina daha uygun olduğunu savunuyor ve uyguluyor. selamlar
Berzan BOTÎ .. 22 Jul, 2008 04:02:59
avatar
Fethullah Gülen ile ilgili yazıya ilişkin dört eleştirinin farklılığı, yaşadığımız kafa karışıklığını göstermesi bakımından çarpıcıdır. Ayrı ayrı cevap yazmak yerine, dört yoruma birden cevap vererek sorunun nerden kaynaklandığı konusunda hep birlikte kafa yormalıyız diye düşünüyorum. Yanlış anlamanın 0lduğu yerde yazıyı yazanın bunda sorumluluğu vardır mutlaka. Düşüncelerimi yeteri kadar anlaşılır yazmadığımın/yazamadığımın bilinciyle kendi payıma düşenden dolayı peşinen özür diliyorum. Yanlış anlamadan dolayı herkes payına düşeni sahiplenirse, daha anlaşılır olma ve daha sağlıklı diyaloglar geliştirme olanağımız olur...

1-Sayın Erhan Midyatli'ye:
Öncelikle düzeyli diliniz/eleştiriniz için teşekkürler. Cevdet bey ile ilgili eleştirinizi kendisine iletmeniz gerekiyor. Biliyorsunuz Nasname farklı düşünen ama ortak kaygıları olan insanların birlikteliğidir. Başka arkadaşların yazdıkları onları bağlar. Şayet takip ediyorsanız, dönem dönem kendi aramızda çok keskin tartışmalar olduğunu görürdünüz. Yazıda, Kürd halkının öncelikli sorunu 'ulusaldır'a özellikle vurgu yapmışım ama siz, sanki başka bir şey olduğunu söylemişim gibi algılamışsınız. "Bizi Fethullah mı kurtaracak" diye yazmışsınız. 'Gülen, Kürd sorununun çözüm adresi olabilir mi'diye sormuş ve'bence kesinlikle hayır'diye cevap vermişim yazımda. Ayrıca, kendisinin ortak inançtan yararlanarak asimilasyon politikalarını daha ılımlı bir tarzda yürüttüğünü yazmışım. Bu kadar açık bir tutuma rağmen, yorumunuzda sanki Gülen'i çözüm adresi/kurtarıcı diye sunmuşum gibi bir izlenim bırakmışsınız. Buraya kadar ki eleştirileriniz yanlış anlamadan kaynaklanıyor. Bu yanlış anlamada benim katkım mutlaka vardır, sanırım sizin de acele okumanızdan kaynaklı olarak payınız vardır. Yaşananlar sistem içi bir hesaplaşma olsa da, demokrasi ve Kürd halkı açısından olumludur diye düşünüyorum. Bu noktada farklı düşünüyoruz sanırım. Generallerin yakalanması bir ilktir ve 'kutsal ordu' söyleminin iflasına katkı sunar diye düşünüyorum. Konu kapatılsa da,uzun vadede halkın devlet ve kurumlarına karşı daha şüpheci, sorgulayıcı bir düşünceye sahip olacağına inanıyorum. Ayrıca, yazıma dair 'eksik' eleştirinize katılıyorum, toplumsal olgular direkt ya da dolaylı olarak etkileşim halindeler ve bağlantılıdırlar. Takdir edersiniz ki bir makaleye çok ayrıntıyı sığdırma olanağı olmaz, konu çok geniş olduğu için genel hatlarıyla vermeye çalıştım...

2- Sayın Cemal'e:
Sayın Midyatli'nin yorumunu benim yazımmış gibi değerlendirip saldırmışsınız. Doğrusunu isterseniz yazının içeriğine dair hiç bir eleştiri görmedim, sadece önyargılarınızın, kalıplarınızın etkisiyle hakaret etmişsiniz. Bu hakaretlere yönelik söyleyeceğim bir şey yok, bu tamamıyla sizin sorununuz. Amacımız kendi duygularımızı tatmin etmek olmamalı, ortak sorunlarımıza ortak çözümler bulma çabası olmalı. Bunun için de düzeyden feragat etmemeliyiz bence...

3-Sayın Abdullah Erdoğan'a:
Aslında yorumdan çok var olan gerçekliği ifade söz konusu bence. Teferruat dediğiniz şey, bir halkın ulusal sorununa kayıtsızlıksa (ki Gülen'in bu noktada kayıtsız olduğu inkar edilemez) ulusal sorunu yaşayanlar için en öncelikli sorundur. Teferruat ve öncelikler toplumsal konumlanışımıza göre değişebiliyor. Düzeyli olduğu sürece her görüş ve eleştiriden yararlanılır, ben de sizin düzeyli görüş ve eleştirilerinizden yararlanacağım mutlaka, teşekkürler...

4- Sayın Mehmed Said'e:
Bazen insan amacını anlatmakta zorlanır. Bu durumlarda somut örneklere başvurma ihtiyacı duyar. Benim amacımı da en iyi somutlaştıran sizin yorumunuzdur. Çünkü, ortak kaygıları olan fakat anlamsız nedenlerle ortak amaçlar için birlikte hareket edemeyen farklı dinamiklerin birlikteliği Kürd halkı için zaruridir bence. Farklı anlayışlara sahip olmamıza ve farklı bir dil kullanmamıza rağmen aynı şeyi söylememiz benim açımdan çok anlamlıdır.
a-‘Kürdi hareketin baş düşmanı Kemalizm'dir,
b-‘Kendini islamla ifade eden müslüman Kürdlere çok iş düşmektedir’ tespitlerinize katılıyorum. Ayrıca 'İslami bir prensip olan ehven-i şer düşüncesi farklı açılımlar sunabilir' yaklaşımınıza da katılıyorum. Zaten 'göreli iyi/kötü' söylemimle aynı şeyleri kastediyordum. Kısaca yorumunuzun tümüne olduğu gibi katıldığımı, daha açık ve anlaşılır bir dille eksiklerimi giderdiğinizi, halkımızın temel sorunlarına yaklaşımda farklılıklarımızın ortak hareket etmemize engel olmadığını gösterdiğinizi söyleyerek, değerli katkılarınız için size teşekkür etmek istiyorum...
stratejist .. 22 Jul, 2008 05:23:22
avatar
yakinligiyla bilinen internet sitesi huseynisevda.com adresinde hizbullah basin kurulu adi altinda okudugum bir aciklamayi size göndermek isterim okuyucu ve yorumcularin bakis acilarina ve yorumlarina bir katkisi olur düsüncesindeyim .RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH’IN ADIYLA

HİZBULLAH CEMAATİNDEN

KÜRDİSTAN VE TÜRKİYE MÜSLÜMAN HALKINA VE KAMUOYUNA DUYURU

“Kim Allah'ı, O'nun Resulünü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphesiz galip gelecek olan Hizbullah’tır.” (Maide 56)

Uzun bir süredir derin devlet mahsulü Ergenekon örgütlenmesine yönelik sözde bir operasyon yürütülmektedir. Başta şunu belirtelim ki; bu tür örgütlenmeler ve bunların karanlık ve kirli tüm eylem, ilişki ve faaliyetlerinin en ince detayına kadar ortaya çıkarılıp kamuoyu ile paylaşılmasını gönülden istemek ve dilemekle beraber, bu şekilde bir sonuca ulaşılacağına inanmamaktayız. Çünkü bu operasyonlardan amacın, böyle kapsamlı ve köklü bir sonuca ulaşmak olmadığını düşünmekteyiz. Aksi takdirde devletin şimdiye kadar kendi vatandaşlarına karşı işlediği çok çirkin ve ağır suçlar ortaya çıkacağı gibi Kemalist rejimin iç yüzünün de halk tarafından anlaşılacağı ve görüleceği muhakkaktır. Böyle bir endişeden dolayı bu gerçeklerin ortaya çıkmasına müsaade edilmeyeceği ve söz konusu operasyonlarla zevahiri kurtarmanın amaçlandığı görülmektedir.

Şimdiye kadar ortaya çıkan bilgi, belge ve gerçeklerin devede kulak misali çok küçük kaldığını ve derin devletin mahiyetini ortaya çıkaracak gerçek bilgi ve belgelerin gizlendiği ve gizleneceği kesindir.

Bununla birlikte, yürütülen sözde operasyon bağlamında görsel ve yazılı basında bir çok haber ve yorum yayınlanmaktadır. Son günlerde özellikle Fethullah hoca grubuna bağlı basın yayın organlarında Hizbullah Cemaatini bu necis Ergenekon yapılanmasıyla ilişkilendirme çabaları görülmektedir. Bunlar da bu konuda üzerlerine düşeni yapma gayretindedirler. Her halinden ısmarlama ve hayal ürünü olduğu anlaşılan bu yazı, doğruları yansıtmadığından dolayı baştan sona çelişkilerle doludur. Bu grubun, aynı istikamette masa başında ürettikleri hayal ürünü yalan ve iftiralarına geçmişte de şahit olduk. Temelden yalan ve iftiraya dayalı bu iddiaları tek tek ele alıp cevaplamayı bile gereksiz görmekteyiz. Çünkü bölgenin Müslüman halkı bu haber ve yayınlardaki çelişki ve iftiraları görecek kadar uyanık ve bilinç sahibidir. Örneğin; haberde söz konusu edilen ve bu haberin önemli bir kaynağı olarak gösterilen Molla Mansur Güzelsoy isimli Müslüman, Hizbullah Cemaatiyle beraber olmadığı gibi böyle bir öldürülme de olmamıştır. Bu Müslüman yakalandığı hastalık neticesinde İran’da vefat etmiş ve cenazesi Türkiye’ye getirilmiştir.

Şecere-i Tayyibe olan Hizbullah Cemaati bugüne kadar bu tür töhmet, yalan ve iftiralardan etkilenmediği gibi bundan sonra da etkilenmeyecektir. Ayrıca pak ve temiz olan Hizbullah’ın böyle düşmanca karalamalardan korkması ve tedirgin olması da söz konusu değildir. Aksine herkesin eteklerindeki taşları dökmesini, elinde ne tür bilgi ve belge varsa ortaya koymasını, yalan ve iftira atma yerine gerçeklerin tüm detaylarıyla ortaya çıkmasını arzuladığımızı herkesin bilmesini istemekteyiz. Hakkın ve doğruların ortaya çıkmasından ancak suçlular korkar.

Hizbullah Cemaati, böyle karanlık yapılanmalarla ilişkili olma bir yana, aksine bu tür şeytani şebeke ve örgütlenmelerin sürekli olarak hedefi olmuştur. Kuşatma, kontrol altına alma ve imha amacıyla Hizbullah Cemaatine yönelik derin devletin bu örgütleri tarafından bugüne kadar bir çok operasyon yürütülmüştür. “Kendi dilinden Hizbullah” Kitabında ve Hüseyni Sevda sitesinde bu çerçevede bir çok bilgi ve belge kamuoyu ile paylaşılmıştır. İnşallah bundan sonra da elimizdeki bilgi ve belgeleri Müslüman halkımızla paylaşmaya devam edeceğiz.

Ancak bu münasebetle Fethullah hoca grubuna birkaç söz söylemek ve bazı hatırlatmalarda bulunmak isteriz.

Evvelen; dava edindiğiniz ve din olarak iman ettiğiniz İslam’a bağlılıkta eğer samimi iseniz, içinde bulunduğunuz bu hal, tavır ve eylemlerinizde İslam’ı ölçü olarak almanız gerekir. Bu tavır ve söylemlerinizi; yani delilsiz, mesnetsiz, belgesiz iftira ve ithamlarla karalama eylemlerini değil İslami bir Cemaate karşı yapma, kafir bile olsa hiçbir insana karşı böyle bir fiili işlemeye İslam cevaz vermemektedir.

Saniyen; bugün atılımlar ve çıkarmalarla yerleşmek istediğiniz Kürdistan’a gelip rahat faaliyet yürütme imkanını, bağlı bulunduğunuz derin devlet size sağlamamıştır. Aksine Hizbullah şehidlerinin Allah yolunda akıttıkları pak ve temiz kanlarının bereketiyle oluşan ortam sayesinde olmuştur. Doksanlı yıllarda Kürdistan’da içinde bulunduğunuz zillet ve alçaltıcı durumu unutmayın.

Salisen; Devlet nezdindeki konumunuzu güçlendirmek, maddi ve teşkilati varlığınızı korumak, efendilerinizin gözüne girmek ve kendinize bir yalancı meşruiyet ortamı bulmak için acımazsızca ve hiçbir İslami ölçüye sığmayan bir şekilde dışınızdaki İslami gruplara saldırı ve düşmanlık hakkını nereden alıyorsunuz? İçinde bulunduğunuz bu gayri İslami durum ve tutumunuzu aklı başında her insan ve tüm Müslümanlar elbette ki görmekte ve bütün bunları değerlendirmektedir.

Rabien; sadece derin devlete ve Kemalist rejime yaranmak için Kürt halkına hakaret içerikli dizileri televizyonunuzda yayınlatmaktasınız. Gayri İslami ve gayri insani olan bu ırkçı, şoven tutum ve tavrınızı İslami bir kamuflajla yaptığınız için bu hatalarınızın bedelini Müslümanlar ödemektedir. Bunun en büyük zararı insanları İslam’dan soğutmak olmaktadır. Her ne kadar bölge halkı sizi iyi tanıyor ve gerçek yüzünüzü biliyorsa da Türkiye genelinde bu yayınlarınızla iğfal ettiğiniz çok sayıda insan vardır. Bölgedeki uzantınız unsurlar bile bu durumdan rahatsızlıklarını gizlememekte ve gösterilen tüm tepkilere rağmen bu yanlışlıkta ısrar etmeye devam etmektesiniz. Bunların hesabının, bu dünyada sorulmazsa bile ahirette sorulacağını unutmayın.

Hamisen; Hizbullahi Müslümanlara bu şekilde saldırma ve onları karalamanın nedeni, gerçek kimliğinizin ve bağlantılarınızın ortaya çıkacağı telaş ve endişesi içinde olduğunuz gibi bir tedirginlik gözlenmektedir. İçeride derin devlet ve gayri meşru oluşumlarla, dışarıda ise uluslararası müstekbir güçlerle var olan karanlık ilişkilerin ortaya çıkmasından en çok korkusu olanlar sizler olmalısınız. Ayrıca Ergenekon operasyonunun tek tanığı olan ve şu anda Kanada’ya yerleşen şahsın da sizin televizyonun personeli olduğunu herkes bilmektedir…

Sözde İslami bir grubun böylesine İslami ölçülerden uzak ve mesnetsiz yalanlarını, iftiralarını ve kabih davranışlarını tel’in ediyoruz.

Yüce Allah her şeye kadirdir ve elbette bir gün bunlar detaylı olarak ortaya çıkacaktır. İslam’a ve Müslümanlara yönelik yapılan her türlü girişimi hassasiyetle ve ciddiyetle takip etmekle birlikte, şimdilik sabır ve metanetle bekliyor ve her şeyi Allah’a havale ediyoruz.

Müslüman halkımızın sağ duyusuna ve ferasetine güveniyor, onları duyarlı olmaya çağırıyor ve yüce Mevlamızdan hakkı hak olarak, batılı da batıl olarak ortaya çıkarıp bize ve tüm Müslümanlara göstermesini niyaz ediyoruz.

“Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olunca sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık O, size yaptıklarınızı bildirecektir.” (Maide 105)

22 Temmuz 2008

Hizbullah Basın Bürosu
ali .. 31 Aug, 2008 01:37:33
avatar
F.Gülen Cemaati Üzerine...
Gülen cemaatinde 3 yıl bulundum.Bu 3 yıl süresince birçok hoş olmayan olayla karşılaştım ve duydum.Ailesiyle telefonda kürtçe konuştuğu için BTM(bölge talebe mesulü) si tarafından dışlanan D.bakırlı arkadaşlarımız oldu.Kürtlere hakaret eden onca insanlada tartıştım.Gülen cemaatinin doğuya ağırlık vermesinin asıl sebebi din değil buralardaki insanları PKK dan uzaklaştırmak.

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin