Süreci Doğru Yorumlayabilmek İçin Doğru Soru Sormalı
Neden ne olursa olsun, Ergenekon operasyonları demokrasi açısından önemli bir kazanımdır. Bu hesaplaşmada gerekçe ne olursa olsun Kemalist sistemin elini güçlendirecek ve AKP’yi bu hesaplaşmada zaafa uğratacak her söylem ve eylem, hem demokrasiye hem de Kürdlerin ulusal-demokratik taleplerine zarar vermektedir. Operasyonlar yoğunlaştıkça “demokrat, solcu” geçinen faşistler tedirgin olmakta ve maskeleri düşmektedir.
Felsefe ve bilimin ortaya çıkmasında, dolayısıyla insanlığın sahip olduğu bütün bilgi birikiminin temelinde merak ve şüphe yatıyor.
Merak ve şüphe, hem doğadaki işleyişin hem de toplumdaki karmaşık ilişkilerin kalkış noktasıdır.
Merak ve şüphe, bilinmeyeni bilinir kılmak için atılan ilk adımdır.
Bilinmeyene karşı merak, şüphe ve ilgi ile birlikte genellikle korku da vardır.
Merakımızı gidermek ve şüphelerimizi ortadan kaldırmak için soru sormak zorundayız.
Korku merakımızı gidermez, ortadan kaldırmaz ama merakımızı bastırabilir. Korkudan dolayı bastırılmış merak doğru sorular soramaz, çünkü doğru soru sormak risklidir.
Bilmeyi, anlamayı ‘doğru soru’ sağlar ancak…
Merakını ‘doğru bilgilenerek’ gidermek ve şüphelerinden kurtulmak isteyen insan korkularını aşmak zorundadır.
Korkulardan arınmış merak doğru soruları, doğru soru ise doğru cevapları olanaklı kılar.
Tek tek olaylarla ilgili olarak elde edilen cevapların toplanıp bir bütünlük içerisinde ele alınması, aralarındaki ilişki ve (direkt/dolaylı) bağlantıların belirlenmesi, olay(lar)ın yorumlama zeminini oluşturur.
Yorum, bilinen verilere dayanarak görünmeyeni tanımlama çabasıdır.
Yorum her ne kadar öznellik taşıyorsa da, somut verilerin çokluğu ve bu verilerin doğru bir şekilde bir arada değerlendirilmesi, neden - sonuç bağının ve karşılıklı etkileşimlerin hesaba katılması oranı yükseldikçe öznellikten nesnelliğe doğru gidişin oranını da yükselir. Yorumun nesnellik oranı arttıkça, yavaş yavaş kişinin değerlendirmesi olmaktan çıkıp genel bir doğrunun bir kişi tarafından ifade edilmesine dönüşür.
Elde hiç veri yokken veya mevcut veriler hesaba katılmadan yapılan yorum(lar) tamamıyla özneldir; kişinin düşünceleri/duyguları/beklentileri sonucu oluşturulmuş bir senaryodur sadece. Bu tür yorumların amacı doğrunun üstünü örtmek ve kitleleri belli bir yöne doğru kanalize etmektir. Bu nedenle nesnellik oranı yüksek yorumlarla, kişisel duyguların/beklentilerin dışa vurumu olan öznel yorumlar arasındaki farkı görmemiz gerekiyor…
Sürece Dair Bazı Sorular:
1- İç hesaplaşmanın amacı ne olursa olsun ve AKP’nin niteliği ne kadar olumsuz olursa olsun, Kemalizm’in darbe yemesi hem demokrasi güçleri hem de Kürdistan halkı için bir kazanım değil midir?
2- Bu koşullarda AKP’nin hedef yapılması/yıpratılması, Sistemin (Kemalizm) elini güçlendirmez mi?
3- Sistemin güç kazanması, Türkiye’deki demokrasi güçleri ve Kürdistan halkı için bir gerileme/kaybediş değil midir?
4- İç çelişkinin keskinleştiği bir ortamda, araç kundaklama ve roketli saldırıların amacı nedir ve kime hizmet etmektedir?
5- Daha önceleri de, ordu yıprandığında, prestij kaybettiğinde, ‘iade-i itibar’ eylemleri yapılmadı mı? Bu eylemlere gerekli tepki gösterilmiş olsaydı, bu gün aynı senaryo tekrarlanabilir miydi?
6- Generallerin, çıkar/terör çetesi üyesi olarak yargılanması, ‘dokunulmaz, kutsal ordu’ söylemine indirilmiş bir darbe değil mi? Tam da bu ortamda, Sırrı Sakık’ın en “radikal” eylemini (meclis kürsüsüne afiş asmak)yapmasının amacı neydi ve kimin elini güçlendirmeye yönelikti?
7- Bu gün,(09-Temmuz-2008) İstanbul’daki Amerika konsolosluğuna yapılan saldırının amacı ne olabilir? Eyleme dinci bir motif vermek (ya da dinciler tarafından yapılmışsa da) kime/neye hizmet eder? Konsolosluğa eldeki techizatla ulaşılmayacağı belli olduğu halde, konsolosluk hedefmiş gibi göstermenin amacı neydi ve kime yaradı?
İster AKP ile Genelkurmay anlaşmış olsun, ister, Erdoğan-Başbuğ görüşmesi bir uzlaşmayla sonuçlanmış olsun, isterse, sistemle keskin ve sonuna kadar gidecek bir demokrasi arayışından çok AKP’nin kendisini kurtarma hesaplaşması olsun, isterse de, AKP iktidarını sağlamlaştırdıktan sonra daha baskıcı bir yönetim amaçlamış olsun…
Neden ne olursa olsun, Ergenekon operasyonları demokrasi açısından önemli bir kazanımdır. Bu hesaplaşmada gerekçe ne olursa olsun Kemalist sistemin elini güçlendirecek ve AKP’yi bu hesaplaşmada zaafa uğratacak her söylem ve eylem, hem demokrasiye hem de Kürdlerin ulusal-demokratik taleplerine zarar vermektedir. Operasyonlar yoğunlaştıkça “demokrat, solcu” geçinen faşistler tedirgin olmakta ve maskeleri düşmektedir.
Doğru soru sorarak ve Kürd halkının sözcülüğüne soyunanların söylem/eylemlerine şüpheyle bakarak kendi ‘Ergenekon’umuzu görmek ve 85 yıl beklemeden ‘Kürdlük, devrimcilik, demokratlık’ maskelerinin altında gizlenen 'Kemalist, işbirlikçi' kişilikleri görmek olanaklıdır. Bunun için yaşananlara, yapılanlara bakmak ve merak/kuşkuyla beraber doğru sorular sorarak bunlara cevap arayışına girmek yeterlidir…



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz