Anasayfa | Yazarlar | Berzan Botî | İllegal Örgütlenme Dönemi Kapandı Mı?

İllegal Örgütlenme Dönemi Kapandı Mı?

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image

İllegalitenin silahlı mücadeleyi çağrıştırması; son yirmi beş yılda silahlı mücadelenin yarattığı bireysel ve toplumsal tahribat; ödenen bunca bedele karşın “çözüm” adına öne sürülen taleplerin ulusal bir nitelik taşımaması; federasyon gibi çok daha radikal taleplerin legal oluşumlarca dillendirilmesi gibi etkenler, silahlı mücadeleye/illegaliteye karşı bir tepkinin oluşmasını sağladı.

                          

berzanboti@hotmail.com

Amerika’nın Ortadoğu’yu yeniden “şekillendirme” projesi çerçevesinde Afganistan ve Irak’a müdahalesi, ‘örgütlenme, strateji, silahlı mücadele, amaçlar ve olası müttefikler’ konusunda yeniden düşünmeye sevk etti Kürd politik aktörlerini.

 

Oluşan genel kanı,  ‘Amerika’nın kendi yarattığı diktatörlerden kurtulmak istediği, dışardan müdahalelerle Ortadoğu’da ‘özgün’ bir demokrasiyi yerleştireceği, oluşacak yeni ortamda silahlı mücadele ve illegal örgütlenmelere gereksinim duyulmayacağı, geçerli uluslararası hukuk gözetilerek legal alanda yürütülecek bir mücadeleyle ancak Batı’nın gönlünü/desteğini almanın olanaklı olabileceği’ yönündedir.

 

Özellikle müdahalenin ilk dönemlerinde bu anlayış, Kürd politik çevrelerinde oldukça yaygındı.

Yüceltme ve mahkûm etme noktasında oldukça aceleci davranan Kürd politik çevreleri, (bu aceleciliğin yaşadığımız coğrafyaya özgü düşün(me)me biçiminden kaynaklandığını ve sadece bize özgü olmadığını belirtmek gerekiyor) legal örgütlenmeyi yüceltip illegal örgütlenmeyi de mahkûm etmekte gecikmedi.

 

İllegal örgütlenmelere karşı oluşan bu anti patinin Amerika’nın müdahalesinden başka nedenleri de vardır kuşkusuz. Bu nedenler arasında özellikli bir yere sahip olanı da, ‘illegalite ile silahlı mücadele’ arasında kurulan zorunlu bağdır.

 

İllegalitenin silahlı mücadeleyi çağrıştırması; son yirmi beş yılda silahlı mücadelenin yarattığı bireysel ve toplumsal tahribat; ödenen bunca bedele karşın “çözüm” adına öne sürülen taleplerin ulusal bir nitelik taşımaması; federasyon gibi çok daha radikal taleplerin legal oluşumlarca dillendirilmesi gibi etkenler, silahlı mücadeleye/illegaliteye karşı bir tepkinin oluşmasını sağladı.

   

Türkiye’nin üniter yapısına saygı duyan, dahası ‘Misak-ı Milli’ yi savunarak dolaylı olarak Türkiye’nin Güney Kürdistan’a yönelik emellerini de olumlayan bir anlayışın silahlı mücadele etmesi tabiî ki anlamsızdır. Mevcut silahlı gücün Pratik ve talepleri arasındaki tezatlıktan kaynaklı olarak silahlı mücadeleye karşı gelişen tepki ne kadar doğruysa, bunun genel-geçer bir anlayışla, ‘silahlı mücadele ve illegalite dönemi bitmiştir’ önermesine dönüşmesi de o kadar yanlıştır.

 

Devrimci mücadele içinde yer almış insanların karşılaştığı olumsuzluklar sonucu yaşadıkları hayal kırıklığı da ‘illegalite ve silahlı mücadeleye’ karşı tepkinin oluşmasında ciddi bir etkendir. Duygusal açıdan hırpalanan bu insanlar sorunu en ağır yaşayanlardır. Onların tepkisini/öfkesini anlamak gerekiyor; bireysel bir tercih olarak legal alanda karar kılmaları (politika, sanat, basın veya her hangi bir alan, hatta inzivaya çekilme de) anlayışla/saygıyla karşılanmalı. Ancak bu bireysel tercihlerini genel-geçer bir doğru gibi yansıtmalarının karşısında durmalı, çünkü bireysel duygularla toplumsal gerçeklik çoğu zaman örtüşmeyebiliyor.

 

Legalitenin kutsanıp illegalitenin mahkûm edilmesinde, uzun süreden beri Avrupa’da yaşayan Kürd siyasal aktörlerinin de etkisi vardır kuşkusuz. Batı demokrasilerinde gördükleri hoşgörü ve örgütlenme özgürlüğü onlarda legal-demokratik mücadele konusunda iyimser bir düşünce yaratmıştır. Türkiye ve Kuzey Kürdistan’nın özgün koşulları, bu iyimserliğin abartılarak, ‘bir doğa yasası’ gibi algılanıp mutlaklaştırılmasına olanak vermiyor.

 

Bu günkü konjoktür legal örgütlenmeler için uygun olsa da, illegal örgütlenmelerin tamamen devre dışı bırakılması uzun vadede ciddi riskler içerir. İnsanın kendisini ifade edebildiği, bireysel ve toplumsal amaçlarını açıkça dillendirebildiği ve bu amaçla örgütlenebildiği bir ortamda gizlenmek/illegalleşmek akıl karı değildir.

 

Mevcut koşullarda legal alanın tüm olanaklarından yararlanmalı ve en radikal söylemler bile bu alanda dile gelmelidir. Hatta koşullar zorlanarak ve belli riskler göze alınarak legal alanda ısrar da edilmelidir. Ancak bu yapılırken illegal alanın tamamıyla devre dışı bırakılmaması gerekiyor. Aksi durumda devlete, ‘biz buradayız ve istediğiniz zaman etkisiz hale getirebilirsiniz’ mesajı verilerek, umutlar da Amerika’nın atacağı adımlara bağlanmış olur

 

 Belli dönemlerde kısmi rahatlamalar olmuşsa da, Türkiye Cumhuriyetinin seksen beş yıllık tarihine bakıldığında ulusal talepli Kürd oluşumlarında illegalite, bir tercih olarak değil bir zorunluluk olarak kendini dayatmıştır. Aynı zorunluluk silahlı mücadele için de geçerlidir.

 

Her illegal hareketin silahlı mücadeleye başvurması gerekmediği gibi özgürlük için bir araç olan silahlı mücadelenin de bir amaca dönüşerek birilerinin varlık koşulu olması gerekmiyor. Bir gücün varlığı onu kullanmayı zorunlu hale getirmediği gibi onu kutsamayı da gerektirmez, sadece koşullar dayattığında ve başka seçenek kalmadığında başvurulabilir.

 

 En demokratik-şeffaf devletlerin bile görünmeyen/bilinmeyen/illegal yönleri olduğu gerçeği, bu konuda ihtiyatsız bir iyimserlik içine girmememiz gerektiğini gösteriyor.

 

 Bu yaklaşım, illegalite ve silahlı mücadeleyi olumlama/yüceltme değildir. Sadece konjoktürel, dolayısıyla belli bir döneme özgü ve değişebilir olan koşulların mutlaklaştırılmasının; kendimize dair tasarruflarda doğru olan bireysel tercihlerimizin toplumsal kurtuluş reçetesi olarak sunulmasının yaratabileceği handikaplara dikkat çekmeye yönelik bir değerlendirmedir. Türkiye’de yaşanan iç hesaplaşma ve gel-gitler bu endişelerin yersiz olmadığını gösteriyor…

 

Yorumlar (1 gönderildi):

Sagbetullah Özgül .. 03 Jul, 2008 06:24:49
avatar
Üstü kontrol edemezsin, sorun orda. Oturan bir sistemimiz ve devletimiz yok su an.

Avrupa ülkelerinin binlerce illegal örgütü vardir ama devletlerine hizmet eder, yasalar icerisinde demokratik yürütmelere hizmet ederler.

Üste siziyor, üstü ele geciriyor. Dev Sol mesela, 100.000 militani olan Dev Yol´dan cikma. Ne oldu? Adim adim yokedildi ve liderlerini TC emekli etti, eve cagirdi.

Apo 1993'te ekibiyle beraber PKK´yi tamamen ele gecirdi. Geride Kürt genclerinin cesetlerinden daglar birakarak.

Ben halkim, kim beni yönetiyor bilmezsem artik selam bile vermem illegal olana. Bunun psikolojik boyutunu tam tersine yorumlamissiniz. Asil hayal kirikligi yasayan tecrübelilerin öyle korkulari ve endiseleri fazla olmaz. Bu gibilerin kaybedecek daha az seyleri vardir cünkü.

Silahli savasimi bile legal yiginlar yapmali. Her köy ve mahalle kendisini korumayi bilmelidir gerektiginde. Illegal yapilar ister istemez olacaklardir. Buna inanan da bunu yapsin. En azindan kullanilacak olan da onlar olmus olur.

Örgütler ve talebeler yokken Kuzey Kürdistan daha güzeldi. Herkesin dar zamanlarda kendini savunabilecegi bir tüfegi vardi. Muzzam bir toplumsal dayanisma vardi. Büyük Barzani´nin ne istedigini bile bilmeden taa Kars´tan Erzurumdan Kürtler ona kosuyordu. Cünkü Kürdistan lafi geciyordu. Herkes Kürtce konusuyordu Türk lafi bile bilinmiyordu, Rom kullaniliyordu.

Talebeler Rom´u Türk yaptilar. TC yi uzmanlastirdilar. TC ordusunu hünerli yaptilar. Bizi böyle Türkce yazar-okur kildilar. Bizi böyle per-perisan edip cekildiler.

Kuzey icin simdilik sinifta kalmis partilerin hicbirine zaten güvenmiyorum. Iyi niyetli olmak marifet degil. PKK düsman eline gecti, dogru. Ama öbürleri de tarihsel olarak sinifta kaldilar. Hele saci sakali agaran birine yani eski kusaklara hic inancim yok.

Birakiniz Kürt milleti nefes alsin, yaralarini sarsin. Birakiniz yeni nesiller hazirlansin.

Bir daha mi, TÖVBEEEEE!

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin